Tıkla Kazan

Eğitim Personeli

Sözleşmelilerin Haklı Feryadı

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER 2009’DA 3 KEZ SÖZ VERİLİP,TUTULMAYAN KADROSUNU İSTİYOR.TUTUN SÖZÜNÜZÜ

SAYIN MEDYA MENSUPLARI!

27 ve 28 Aralık 2008 tarihlerinde Ana Haber Bültenlerinde ve Gazetelerde o anki Milli Eğitim Bakanımız şimdiki AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in 3.hizmet bölgesinde 3 yıl , 2. hizmet bölgesinde 4 yıl, 1. hizmet bölgesinde 5 yıl çalışan SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERİN aynı gün kadroya geçirileceğini MANŞET HABER yaparken , tarihi Temmuz 2009’da dolmasına rağmen neden sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmediğini sorma ya da haber bile yapmamanız bizler (70.000 sözleşmeli öğretmen)’i çok derinden üzmüştür. Sizden ricamız bu konun gündeme getirilmesi ve bizlere destek olmanızdır�

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER 2009’DA 3 KEZ SÖZ VERİLİP,TUTULMAYAN
KADROSUNU 2010 ŞUBAT’TA İSTİYOR.
Bizler Türkiye’nin her bir köşesinde öğretmenlik görevi yapan statüsü memur ya da işçi sayılmayan, Danıştay’ın iptal etmesine rağmen 657/4-B ‘li olarak çalışan Sözleşmeli öğretmenleriz. Türlü haksızlıklara uğrasak da gönül koyduk ama küsmedik hiç kimseye�
Görevimizin kutsallığını , gururunu hiçbir zaman yerlere düşürmeden teslim aldığımız eğitim bayrağını taşıdık yurdun her bir köşesine�
2009 bizler için tam bir yıkım oldu. Kadro için 3 kez söz verilmesine rağmen tutulmadı.Bu sözleri ve sonuçlarını birer birer hatırlatalım isterseniz:

VERİLEN BİRİNCİ KADRO SÖZÜ:
27 Aralık 2008’de o anki Milli Eğitim Bakanımız şimdiki AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in 3.hizmet bölgesinde 3 yıl , 2. hizmet bölgesinde 4 yıl, 1. hizmet bölgesinde 5 yıl çalışanların aynı gün kadroya geçirileceğini bütün tv kanallarında belirttiği günden beri umutlu bir bekleyişe geçmiştik…Ancak 3. hizmet bölgesinde çalışan arkadaşlarımızın 3. yılı Temmuz 2009 ‘da dolmasına yani kadroyu hak etmelerine rağmen uygulamaya geçilmemiş ve bakanlığın , hükümetin , devletin sözleşmeli öğretmenlere verdiği ilk kadro sözü tutulmamıştır.

VERİLEN İKİNCİ KADRO SÖZÜ:
Verilen sözün tutulmadığını fark ederek şu anki Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nimet Çubukçu 2 Temmuz 2009 tarihinde ANKA ve CİHAN Haber Ajanları yoluyla sendikalar ve tüm eğitim camiası huzurunda Sözleşmeli Öğretmenlerin kadroya geçişini sağlayacak tasarının Kasım ayına yetiştirileceğine söz vermiştir�Ancak tarih 24 Kasım 2009 tarihinde TBMM’ de yaptığı konuşmada böyle bir tarih vermediğini belirterek sözleşmeli öğretmenleri büyük bir üzüntüye sokmuş ve Öğretmenler Gününü , Sözleşmeli Öğretmenlerin Yas Gününe çevirmiştir. Ve bakanlığın , hükümetin , devletin sözleşmeli öğretmenlere verdiği ikinci kadro sözü de tutulmamıştır.

VERİLEN ÜÇÜNCÜ KADRO SÖZÜ:
27 Aralık 2008’de ilk kadro sözü verilmesine rağmen hiçbir açıklama yapılmaması , sürekli ‘çalışmalarımız devam etmektedir’ denmesi üzerine bir yıldan daha uzun süredir ’’ Kadro ne zaman ?’ sorularımıza MEB Bilgi Edinme Kurumunun Cevabı:
‘’’’Sözleşmeli öğretmenlerin kademeli olarak ve her yıl belli sayıda kadroya alınması için yönetmelik taslağı üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. 2009 yılı içinde uygulamanın başlatılması beklenmektedir ‘’’’’ olmuştur.
Bizler 70.000 Sözleşmeli Öğretmen olarak şunu çok iyi biliyoruz ki devleti yöneten kişiler verdikleri sözleri zamanı geldiğinde tutmalıdır.Hele hele sözü veren bilgi edinme yoluyla bir devlet kurumuysa�.Ancak 2009 yılı bitmesine rağmen bakanlığın , hükümetin , devletin sözleşmeli öğretmenlere verdiği üçüncü kadro sözü de tutulmamış ve Sözleşmeli Öğretmelerin MEB’e olan güveni iyice sarsılmıştır.
Şahısların verdiği sözleri tutmasını bir nebze kabullensek de Bakanlığın verdiği sözü tutmamasını asla ve asla kabullenemeyiz.Özellikle de Eğitim gibi ülkenin geleceğine yön veren bir bakanlığın verdiği sözü tutmaması toplumsal kaosa yol açacaktır.Mutsuz Eğitimcinin mesleğine ne derece kendini verebileceği aşikardır. Milli Eğitim Bakanımızın Meclis ilk açıldığında gündeme getireceklerini belirtmesine rağmen 1 Ekim 2009’dan den beri bizlerle ilgili hiçbir girişimde bulunmamıştır.
Sözleşmeli Öğretmenlerden şu an kadroya geçmeyi hak etmiş (zorunlu hizmetini doldurmuş) arkadaşların Mayıs ayında da il içi , yazın ise il dışı tayin hakkı doğacağından bu haklarının gasp edilmemesi için de zaten kadroya geçiş işlemlerinin Şubat ayında yapılması gerekiyor.Yoksa bu haklarını kullanamamalarından kaynaklanan başka haksızlıklar da ortaya çıkacaktır.
Bizler yukarıda belirtilen sözün 2010 yılının Şubat ayı sonuna kadar tutulmaması durumunda grev gibi şeylere karşı olmamıza rağmen eğitimi de aksatmayacak şekilde 15 Tatilde MEB önünde greve başlayacağımızı bu sözü bize veren MEB ve Hükümet’e bildirmek zorunda hissediyoruz. Bizler 70.000 Sözleşmeli Öğretmen olarak, 2009’da verdiğiniz 3 kadro sözünüzü de tutmamanıza rağmen Milli Eğitim Bakanlığının yukarıdaki yazılı bilgi edinme yoluyla ‘ 2009 yılında Sözleşmeli Öğretmenlerin Kadroya geçiş uygulaması başlatılacaktır’ sözünün en geç Şubat 2010’da tutulmasını bekliyor ve istiyoruz�
saygılar sunuyoruz…

Share this Post[?]
        
Tags: Sözleşmelilerin Haklı Feryadı

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 08 Ocak 2010 at 09:30

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

Öğretmene ‘sorgu’ geliyor

Öğretmenlerin performansını ölçmek ve artırmak için yeni bir sistem üzerinde çalışılıyor. Hizmet içi eğitim kursu ve beş yılda bir ‘başarı sorgusu’ planlıyorBAHAR ATAKAN Ankara

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenleri her beş yılda bir branşlarıyla ilgili “başarı sorgusuna” çekecek. Öğretmenlerin meslek hayatları boyunca yerinde saymamaları için yeni bir proje hazırlayan bakanlık, öğretmenleri hizmet içi eğitim kursuna alacak. Başarısız öğretmenler teşvik edilecek, başarılı öğretmenler ödüllendirilecek. MEB, kurslar süresince öğretmenlerin psikolojik durumlarını da inceleyecek.

Veliler değerlendirecek

Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürlüğü bünyesinde, üniversiteler ve YÖK ile de görüşerek yeni bir proje hazırlayan MEB, öğretmenlerin bireysel performanslarını ölçecek. Projenin hedeflerinden biri, “Öğretmenlerin bilgi ve becerilerini 360 derecelik performans değerlendirmesi ile ölçmek” olarak belirlendi. Atandıktan sonra kendilerini geliştirmeleri teşvik edilecek olan öğretmenler, meslekten atandıkları gibi emekli olamayacak.

Öğretmenler, her beş yılda bir branşlarıyla ilgili “başarı sorgusuna” çekilecek. MEB tarafından hizmet içi eğitim kursuna alınacak olan öğretmenler, okul aile birlikleri, veliler ve meslektaşları tarafından da değerlendirilecek. Öğretmenin iletişim becerisi ve ruhsal durumu değerlendirilecek. Proje öncelikle Ankara, İzmir, Kocaeli, Hatay, Samsun ve Van’da, 2011’de tüm Türkiye’de uygulanacak.

Psikolojik durum

Öğretmenlerin davranışlarından şikayet gelmesi halinde, bulundukları ilin milli eğitim müdürlüğünce müfettiş görevlendiriliyor. Müfettiş, öğretmenin psikolojik durumunu olumlu bulmazsa hakkında bir rapor düzenliyor. Bazı durumlarda, hastanede tedavi olması gerektiğini belirtiyor. Tedavi sonrasında öğretmenlerin çoğu görevine geri dönüyor.

MEB, tedaviye yanıt vermeyen öğretmenleri heyet raporu doğrultusunda geri hizmetlerde görevlendiriyor. Hastalığı ilerleyen öğretmenler, malulen emekli sayılıyor.


BAHAR ATAKAN Ankara

Öğretmenlerin performansını ölçmek ve artırmak için yeni bir sistem üzerinde çalışılıyor. Hizmet içi eğitim kursu ve beş yılda bir ‘başarı sorgusu’ planlıyor

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenleri her beş yılda bir branşlarıyla ilgili “başarı sorgusuna” çekecek. Öğretmenlerin meslek hayatları boyunca yerinde saymamaları için yeni bir proje hazırlayan bakanlık, öğretmenleri hizmet içi eğitim kursuna alacak. Başarısız öğretmenler teşvik edilecek, başarılı öğretmenler ödüllendirilecek. MEB, kurslar süresince öğretmenlerin psikolojik durumlarını da inceleyecek.

Veliler değerlendirecek

Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürlüğü bünyesinde, üniversiteler ve YÖK ile de görüşerek yeni bir proje hazırlayan MEB, öğretmenlerin bireysel performanslarını ölçecek. Projenin hedeflerinden biri, “Öğretmenlerin bilgi ve becerilerini 360 derecelik performans değerlendirmesi ile ölçmek” olarak belirlendi. Atandıktan sonra kendilerini geliştirmeleri teşvik edilecek olan öğretmenler, meslekten atandıkları gibi emekli olamayacak.

Öğretmenler, her beş yılda bir branşlarıyla ilgili “başarı sorgusuna” çekilecek. MEB tarafından hizmet içi eğitim kursuna alınacak olan öğretmenler, okul aile birlikleri, veliler ve meslektaşları tarafından da değerlendirilecek. Öğretmenin iletişim becerisi ve ruhsal durumu değerlendirilecek. Proje öncelikle Ankara, İzmir, Kocaeli, Hatay, Samsun ve Van’da, 2011’de tüm Türkiye’de uygulanacak.

Psikolojik durum

Öğretmenlerin davranışlarından şikayet gelmesi halinde, bulundukları ilin milli eğitim müdürlüğünce müfettiş görevlendiriliyor. Müfettiş, öğretmenin psikolojik durumunu olumlu bulmazsa hakkında bir rapor düzenliyor. Bazı durumlarda, hastanede tedavi olması gerektiğini belirtiyor. Tedavi sonrasında öğretmenlerin çoğu görevine geri dönüyor.

MEB, tedaviye yanıt vermeyen öğretmenleri heyet raporu doğrultusunda geri hizmetlerde görevlendiriyor. Hastalığı ilerleyen öğretmenler, malulen emekli sayılıyor.

Milliyet

Share this Post[?]
        
Tags: Öğretmene 'sorgu' geliyor

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 22 Eylül 2009 at 20:28

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

FLAŞŞ… Ders Çizelgeleri Değişti…

Orta Öğretim Kurumları Haftalık Ders Çizelgeleri ve Açıklamaları için tıklayınız…

Share this Post[?]
        
Tags: FLAŞŞ... Ders Çizelgeleri Değişti...

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 16 Eylül 2009 at 14:48

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

MEB ’2009-2010 Öğretim yılı İstatistik Bilgileri’ genelgesi

Millî Eğitim Bakanlığı ’2009-2010 Öğretim yılı İstatistik Bilgileri’ Genelgesini yayımladı.

İlgili genelge için tıklayınız

Share this Post[?]
        
Tags: MEB '2009-2010 Öğretim yılı İstatistik Bilgileri' genelgesi

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 14:35

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

Öğretmenlerden ‘ek ders ücreti’ protestosu

KOCAELİ’de Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’na (Eğitim-Sen) bağlı öğretmenler, ek ders ücretlerinin ödenmesi konusundaki mağduriyetlerinin giderilmesi, eğitime hazırlık ödeneğinin tüm eğitim ve bilim emekçilerine ödenmesi ve tedavi giderlerininin ödenmesinde yaşanan sorunların çözülmesi için protesto gösterisi yaptı.

Merkez Bankası binası önünde biraraya gelen yaklaşık 150 öğretmen yürüyüş yolu boyunca, “Yaşasın grev yaşasın toplu sözleşme”, “Ek ders ücretlerinin ne önemi var. Maksat öğretmenler köle olsun”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” şeklinde sloganlar attı.

Demokrasi Parkı’na kadar yürüyen grup adına basın açıklamasını okuyan Eğitim- Sen Kocaeli Şube Başkanı Veysel Kaplan, şunları söyledi:

“Bilindiği gibi eğitim emekçileri, her ders yılı başında Eylül ayının ilk işgününden eğitim öğretimin başladığı güne kadar, ders yılı sonunda ise Temmuz ayının ilk işgününe kadar öğretmenlik mesleği ile ilgili seminer çalışmalarında belli günlerde normal mesai yaptıkları halde ek ders ücreti alamamaktadır. 2 haftayı aşan seminer dönemleri için ek ders ücreti ödenmemesini fedakarca görevlerini yerine getirmeye çalışan eğitim emekçilerine karşı yapılmış açık bir haksızlık olarak değerlendiriyoruz.”

Milli Eğitim Bakanlığı’nı tekrar uyardıklarını söyleyen Kaplan, seminer dönemlerindeki ek ders ücretlerinin hiçbir kesintiye uğramadan eksiksiz ödenmesi gerektiğini söyledi. Ders ve ek ders uygulamalarına ilişkin düzenlemelerin eğitim sendikasılarıyla birlikte yeniden yapılması gerektiğini belirten Veysel Kaplan, “Pek çok ilde ödenmesinde sorunlar yaşanan tedavi giderleri derhal ödenmeli, yaşanan mağduriyetler giderilmeli, tedavi giderlerinin karşılanması konusunda yeni mağduriyetlere izin verilmemelidir. Eğitime hazırlık ödeneği sadece öğretmenlere değil, eğitim ve bilim işkolunda çalışan herkese bir tam maaş tutarında ve yılda iki kez ödenmelidir” dedi.

Hürriyet

Share this Post[?]
        
Tags: Öğretmenlerden ‘ek ders ücreti’ protestosu

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 14:32

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

Lise Mezunları Okul Öncesi Öğretmen Olabilir Mi?

Kadrosuz usta öğreticilerle okul öncesi öğretmen açığını kapatmak isteyen bakanlığa yargı izin vermemişti .Bu nedenle bakanlık okul öncesi kurumlarındaki öğretmen açığını tıpkı diğer eğitim kurumlarda olduğu gibi ücretli öğretmenler yoluyla kapatacak.Okul Öncesi Öğretmen Kargaşası
Kadrosuz usta öğreticilerle okul öncesindeki öğretmen açığını kapatmak isteyen bakanlığa yargı izin vermemişti .Bu nedenle bakanlık okul öncesi kurumlarındaki öğretmen açığını tıpkı diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi “ücretli öğretmenlik” yoluyla kapatacak. Bu son karar nedeniyle bazı eğitim sitelerinde Lise Mezunlarının da ücretli öğretmen olarak görevlendirilebileceği şeklinde yayımlar yapılmaktadır. Hemen baştan belirtelim ki bize göre bu mümkün değildir. Nedeni ne gelince şunları söyleyebiliriz.

Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğünün 11/09/2009 tarih ve 2647 sayılı yazılarına göre; okul öncesi eğitim kurumlarında Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı doğrultusunda ücretli personel görevlendirilmesi yapılacak. İlgili madde şu şekildedir.


Öğretmen sayısının yetersiz olması hâlinde;
a) Yüksek öğrenimli olmak koşuluyla;


1) Bu Karar kapsamındaki yönetici ve öğretmenler dışındaki resmî görevliler ile sınıf öğretmenlerine ilköğretim okulu 6, 7 ve 8 inci sınıflarında, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında haftada 8 saate,
2) Resmî görevi bulunmayanlar ile emeklilere, okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim, özel eğitim ve yaygın eğitim kurumlarında haftada 30 saate,
kadar ek ders görevi verilebilir.
b) İlgili mevzuatında belirtilen esaslara göre uzman ve usta öğretici olarak nitelendirilenlerden;
1) Resmî görevi bulunanlara haftada 10 saate,
2) Resmî görevi bulunmayanlara haftada 40 saate,
kadar okul öncesi, meslekî ve teknik orta öğretim, özel eğitim ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders görevi verilebilir.” hükümleri çerçevesinde ücretli öğretmen görevlendirilebilecek
Yukarıdaki madde incelendiğinde a ve b şeklinde iki tip görevlendirmeden bahsedildiği görülmektedir. a bendinde açıkça Yüksek öğrenimli olmak koşulunu ortaya koymaktadır.
B bendinde ise bir başka mevzuata atıfta bulunarak uzman ve usta öğretici olarak görevlendirilenlere ücret ödeneceği belirtmiştir. Atıfta bulunan bahse konu mevzuat   “Millî Eğitim Bakanlığı Kurumlarında Sözleşmeli Veya Ek Ders Görevi İle Görevlendirilecek Uzman Ve Usta Öğreticiler Hakkında Yönetmeliktir.

Bu yönetmeliğe göre gerektiğinde İlkokul mezunu bile usta öğretici olarak görevlendirilebilir. Ancak okul öncesi kurumlarında bu mümkün değildir. Bu yönetmelikte usta öğreticilerle ilgili şartlar sıralanırken  5 Maddesinde
5 – (Ek : 20.10.2000/24206 RG) Okul öncesi eğitim kurumlarında görevlendirilecek olanlarda;
- Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretim Kurumlarına Öğretmen Olarak Atanacakların Atamalarına Esas Olan Alanlar ile Mezun Oldukları Yüksek Öğretim Programları ve Aylık Karşılığı Okutacakları Derslere İlişkin Esaslara göre okul öncesi öğretim kurumlarına öğretmen olarak atanabilen yükseköğretim kurumlarından mezun olmaları,
- Okul öncesi ön lisans programlarından mezun olmaları,


koşulu aranır.
denilmektedir.
Mezkur yönetmelikte 29.08.2009 tarihli bir değişikli olmuştur.
Madde 12 – (Değişik : 29.8.2009/27334 RG) Yüksek öğretim kurumlarının okul öncesi eğitimi öğretmenliği bölümünden mezun olanlar, okul öncesi eğitim kurumlarında kadrosuz usta öğretici olarak görevlendirilebilir. Diğer örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görev yapacak usta öğreticiler ise; beceri öğretimi ve uygulamalarında, iş ve teknik eğitim, seçmeli dersler ve branşlarındaki atölye ve meslek derslerinin okutulmasında görevlendirilirler. Usta öğreticilerin görev, yetki ve sorumlulukları, okulun imkân ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ilgili mevzuat doğrultusunda kurum müdürü tarafından tespit edilir ve kendilerine yazılı olarak bildirilir.
denilmektedir.

Ayrıca lise mezunlarının görevlendirilmesine olanak sağlayan 5.maddenin 3.fıkrası 29.8.2009 tarih ve 27334sayılı  Resmi Gazeteyle değiştirilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında Lise Mezunu olanlar okul öncesi kurumlarında ücretli öğretmen olarak görevlendirilmesi mümkün görünmemektedir.
ayyunus60@hotmail.com

memurlar.biz

Share this Post[?]
        
Tags: Lise Mezunları Okul Öncesi Öğretmen Olabilir Mi?

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 13 Eylül 2009 at 22:09

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

‘usta öğretici’ görevlendirilemez

Danıştay, okul öncesi öğretmenliği alanında öğretmen yerine usta öğretici görevlendirilemeyeceği gerekçesiyle MEB’in 2 Temmuz’daki genelgesi ile bu genelgenin eklerinin yürütmesini durdurdu.YENİ KİMLİKLER YOLDA
TÜBİTAK tarafından tamamen milli olanaklar kullanılarak geliştirilen ve 2010‘dan itibaren nüfus cüzdanının yerine kullanılması hedeflenen akıllı kimlik kartları, kopyalanma riskine karşı görünürde 7 üstün güvenirlikli önlemle korunuyor.

TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsünde (UEKAE) geliştirilen Akıllı Kart İşletim Sistemi (AKİS) Proje Sorumlusu Mustafa Başak 2010′dan itibaren tüm Türkiye’de uygulanması planlanan elektronik kimlik kartının teknolojik özelliklerini anlattı.

Akıllı kartın en başta akıllı kart tabanlı ulusal kimlik kartı olarak nüfus cüzdanının yerini alacağını aktaran Başak, kartın ayrıca sürücü belgesi, pasaport, e-devlet uygulamalarında kimlik doğrulama amaçlı bir belge olacağını ve SSK karnesi, Sağlık Bakanlığı sertifikalarında, Maliye Bakanlığının vergi uygulamalarında kullanılabileceğini belirtti.

Başak, AKiS tabanlı benzer akıllı kartların şehir kartları, kontörlü kartlar gibi belediye uygulamalarında da kullanılabileceğini anımsattı.

KRİPTOLU OLACAK

Akıllı kimlik kartının tamamen yerli kaynak ve mühendislerle son şifreleme teknolojisi kullanılarak ve uluslararası standartlara uygun yapıldığını belirten Başak, kartın “taklit edilemez” ve “tahrip ya da tahrif edildiğinde değişikliğin algılanmasına imkan veren güvenlik özelliklerinin” bulunduğunu söyledi.

Başak, akıllı kart üzerindeki ve çip içerisindeki bilgilerin elektronik ortamda, kriptografik yöntem denilen güvenlik özellikleriyle korunduğunu anlatarak, bu yöntem sayesinde kartın mükerrer basımının engellenebildiğini, Merkezi Nüfus İdaresi Sistemine (MERNİS) erişimle yazım hatalarının önüne geçilebildiğini aktardı.

Kimlik kartlarının taklit edilmesini önlemek için çeşitli güvenlik özelliklerinin uygulandığını kaydeden Başak, yapısal ve baskısal güvenlik ögelerinin yüksek çözünürlüklü makinelerce yapıldığını ve taklidinin de çok zor olduğunu vurguladı. Başak, elektronik güvenlik sisteminin taklidinin ise mümkün olmadığını söyledi.

Akıllı kartta aynen kağıt paralarda olduğu gibi dış görünürde 7 güvenlik önlemi olduğunu bildiren Başak, şöyle konuştu: “Kartın ön ve arka yüzünde kullanılan hologram teknolojisiyle ışığın geldiği açıyla şekillerin ve renklerin değişimi sağlandı. Çok özel mürekkeplerin kullanıldığı OVI teknolojisinde ise ön yüzde bulunan Türkiye haritası ışığın geldiği açıya göre üç farklı renkte görülüyor. Mor ötesi baskı yöntemiyle de ultra viyole ışığı altında görünecek şekilde ön yüzde mavi renkte “T.C” ibaresinin, arka yüzde de Türkiye haritasının ortasında mavi renkte ay-yıldız şekli gizlendi.

Mikro yazılar ile ön yüze ay-yıldız çizildi ve büyüteçle bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti yazısı görülebiliyor. Aynı baskı, arka yüzde de şerit görünümünde yer alıyor. Meneviş baskı yöntemiyle ise kartın hem ön, hem de arka yüzünde algoritmik desenler bulunuyor. Bu desenler matematiksel bir formülle oluşturuldu. Son görüntü şifresi ise gökkuşağı baskı dediğimiz ve desen çizgilerinde kopyalamaya karşı kırmızı-turkuaz-kırmızı renk geçişleri yer aldı. Tüm bu şifreler çok özel tekniklerle üretildi ve kartın taklidini ve kopyalanmasını çok zor hale getiriyor.”

İlk etapta karta bakıldığında görünür şifrelemelerde kartın sahte olup olmadığının anlaşılabileceğini dile getiren Başak, “Fakat kopyalanmasının çok zor olmasına karşın her ihtimale karşı görünür özelliklerin kopyalanma riskine karşı bu bilgilerin aynısı kartın üzerindeki çipe elektronik olarak şifrelendi. Bu çipin içinde bir oynama olduğunda, kart erişim cihazına takıldığında bilgiler teşhis edilemez. Bu taklit edilememezlik aslında, elektronik şifreleme teknikleriyle sağlandı” dedi..

Başak, kimlik doğrulama için özel yazılımlara sahip kartın ayrıca pin ve puk kodlarının bulunduğunu belirterek, yasanın çıkması halinde hazır olan parmak izi teknolojisinin de eklenebileceğini söyledi.

AKİS’in enerji dalgalanmalarından veya başkaca fiziksel koşullar sebebiyle oluşan EEPROM bellek hücrelerindeki bozulmaları tespit edip düzelten bir mekanizmaya sahip olduğunu kaydeden Başak, şifreleme, deşifreleme ve asıllama anahtarlarının birbirlerinden tümüyle ayrıldığını belirtti.

PARMAK İZİ SAKLANMAYACAK

Parmak izi, iris tanıma gibi bilgilerin Avrupa Birliği kriterlerine göre bilgisayarların veri tabanlarında saklanmasının yasak olduğunu ve bu nedenle de parmak izi şifresinin kartın içinde saklandığını aktaran Başak, “Kart sahibinin elinde olacağından, bazı basın organlarında yer aldığı gibi parmak izinin bir yerde saklanması gibi bir durum da olmayacak” diye konuştu.

Türkiye’nin akıllı kart teknolojisinde Avrupa Birliğine üye pek çok ülkeden daha ileri bir aşamaya geldiğini belirten Başak, ABD’deki kart teknolojisinin ise çip değil, optik tanıma üzerine kurulu olduğunu söyledi.

Başak, Türkiye’nin yarattığı bilgi birikimi ile akıllı kartlarda ileri teknoloji uygulayan Portekiz ve Ukrayna gibi ülkeler seviyesine geldiğini kaydederek, “Avrupa’nın henüz üzerinde çalıştığı bir sistemi Türkiye uygulamaya başladı bile” dedi.

SEÇİMLERDE MÜKERRER OYA DA ENGEL OLACAK

Elektronik kimlik uygulamasının özellikle genel ve yerel seçimlerde güvenli ve sağlıklı oy kullanılmasına olanak sağlayıp mükerrer oy kullanılması ihtimaline son verilebileceğini dile getiren Başak, sağlık uygulamalarında da sahibinin izni ile erişilebilen hastaya özel bazı bilgilerin de kartta saklanabileceğini bildirdi.

Başak, akıllı kart uygulamasının 1 Eylül 2008 itibariyle Bolu’da pilot çalışmalarının başlatıldığını anımsatarak, ilk aşamada bu yılın sonuna kadar 10 bin adet kartın Bolu merkezde dağıtılacağını ve ikinci aşamada da Mayıs 2010′a kadar 300 bin kart dağıtımının yapılacağını belirtti. Başak, dağıtılan kartların, 67 eczane, 1 hastane, 8 aile hekimliğinde kullanılmaya hazır olduğunu da bildirdi.

KAYNAK: cafesiyaset

USTA ÖĞRETİCİ DARBESİ
Danıştay Nöbetçi Dairesi, Eğitim Sen’in, Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğünün 2 Temmuz 2009 tarihli ”Kadrosuz Usta Öğretici Görevlendirilmesi” konulu genelgesi ile genelge ekindeki ”2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılında Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Görevlendirilecek Kadrosuz Usta Öğreticilerle İlgili İş ve İşlemlere İlişkin Esaslar” ve ”Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Görev Alan Kadrosuz Usta Öğreticilerle İlgili İş Sözleşmesi”nin iptali ve yürütmesinin durdurulması için açtığı davayı sonuçlandırdı.

Danıştay Nöbetçi Dairesi, dava konusu genelge ile ilgili mevzuat hükümlerine bakıldığında Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43. maddesinde ”öğretmenliğin özel bir ihtisas mesleği olduğu, öğretmenlerin bu görevlerini Türk milli eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlü oldukları, öğretmenlik mesleğine hazırlığın genel kültür özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanacağı, bu nitelikleri kazanabilmeleri için hangi öğretim kademesinde olursa olsun öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin esas olduğu, bu öğrenimin lisans öncesi, lisans ve lisans üstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkan verecek biçimde düzenleneceği”, 45. maddesinde de ”öğretmen adaylarında genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon bakımından aranacak niteliklerin Milli Eğitim Bakanlığınca tespit edileceği; öğretmenlerin, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurt dışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından seçilecekleri” hükümlerinin düzenlendiğine işaret edildi.

Kararda, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının, ”öğretmen olarak atanacakların gerekli ve yeterli düzeyde genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon almalarının esas olduğu, bu eğitim süreçlerinden biri için yeterli kredi almamış olanların öğretmen olarak atamasının yapılamayacağı” yönünde kararı bulunduğu belirtildi.

-”ÖĞRETMEN SORUMLULUĞUNDA GÖREV YAPABİLİR”-

8 Haziran 2004 tarihli Okul Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliği’ne göre usta öğreticilerin Milli Eğitim Bakanlığı Kurumlarında Sözleşmeli veya Ek Ders Görevi ile Görevlendirilecek Uzman ve Usta Öğreticiler Hakkında Yönetmelik’te belirtilen esaslara göre, ”Bakanlıkça tahsis edilen kontenjan çerçevesinde il milli eğitim müdürlüğünce seçileceği, görevlendirileceği ve mali yükümlülüklerinin il/ilçe milli eğitim müdürlüğünce yürütüleceği” hükmünün yer aldığı kaydedilen kararda, aynı mevzuatta ayrıca usta öğreticilerin eğitim hizmetlerinde öğretmen görev ve sorumluluğu içinde okul müdürünün düzenleyeceği esaslar doğrultusunda görev yapacağının kurala bağlandığına dikkat çekildi.

Kararda, ”Bir kariyer meslek olarak öğretmenlerin seçimi ve atanmaları, ilgili hükümleri yukarıda da belirtilen yasalarla çok sıkı kurallara bağlanmış ve bu kurallarla Türk Milli Eğitiminin düzenlenmesinde esas olan amaç ve ilkelere ulaşmak hedeflenmiştir. Dolayısıyla yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler dışında öğretmen görevlendirilmesi olanaksızdır” denildi.

-ÖNCEKİ KARARA ATIF-

Danıştay 2. Dairesinin 16 Şubat 2009 tarihinde ”öğretmen olmayan kişilere öğretmenlik görev ve sorumluluğu verilemeyeceği gibi öğretmen olarak da görevlendirilme koşullarını taşımayan kişilerin bağımsız sınıflarda öğretmenlik görevi yapmasının da yasal yönden mümkün olmadığı, usta öğreticilerin öğretmen görev ve sorumluluğu içinde bağımsız sınıf verilerek değil, ancak bir öğretmen yanında ve onun gözetiminde sınıflarda görevlendirilebilecekleri, öğrenim ve diğer koşulları taşıyan kişilerin gerek kadrolu, gerekse sözleşmeli olarak görevlendirilebilecekleri, öğrenim ve diğer koşulları taşımayanların ise öğretmenlik görevi yapamayacakları, dolayısıyla bu kişilere bağımsız sınıf verilerek öğretmenlik görevi yaptırılmasının hukuka ve mevzuata aykırı olduğu” gerekçesiyle dava konusu edilen ibareler yönünden yürütmenin durdurulmasına karar verdiği anlatıldı.

Bu kararın davalı idareye tebliği üzerine bu kez Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğünün 15 Nisan 2009′da ”Kadrosuz Usta Öğreticiler” konulu genelge yayımladığı ifade edilen kararda, bu genelgede söz konusu Danıştay kararından bahisle gerekli mevzuat çalışmalarına başlandığının belirtilerek, çalışmalar tamamlanıncaya kadar kadrosuz usta öğretici olarak görev yapan ve yüksek öğrenim mezunu olmayan usta öğreticilerin bir öğretmen nezaretinde kadrosuz usta öğretici olarak görevlerine devam etmeleri yönünde talimat verildiği kaydedildi.

Kararda, 2009-2010 eğitim-öğretim dönemi için ise bu kez dava konusu genelge ile hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilen genelgeyle benzeri düzenlemeler içeren ve yine usta öğreticilere bağımsız sınıf verilmesi sonucunu doğuran şekilde düzenleme yapıldığının anlaşıldığı kaydedildi.

Kararda, şöyle denildi:

”Nitekim dava konusu edilen genelge ve ekindeki esaslar ile sözleşmede, bu işlemlerin amacının okul öncesi eğitim kurumlarındaki öğretmen ihtiyacının karşılanması olduğu açıkça belirtilmiş, kurumlarda kadrolu öğretmenlerin göreve başlaması halinde usta öğreticilerin görevinin sona ereceği vurgulanarak, usta öğreticilerin, asli işlevi olan öğretmenlere yardımcı olarak değil, öğretmenlerin yerine görevlendirildikleri açıkça ortaya konulmuş, özellikle genelge eki sözleşmenin ‘özel şartlar’ bölümünde usta öğreticilerce yapılacak iş ve işlemler arasında bu alanda ancak özel eğitimli öğretmenlerce yapılması gereken iş ve işlemlere yer verilmiştir.

Bilindiği üzere yargı kararları, gerekçesi ile bir bütündür. Danıştay 2. Dairesinin 16 Şubat 2009 tarihli kararı uyarınca davalı idare gecikmeksizin ihtiyacı karşılayacak ölçüde kadro tahsisi için çalışma yaparak okul öncesi öğretim kurumlarında kadrolu öğretmenler ile hizmetin yürütülmesinin, usta öğreticilerin ise ancak öğretmenlere yardımcı olarak görevlendirilmesinin temini gerekmekteyken, bu yönde yeterli çalışma yapılmaksızın tesis edilen dava konusu genelge ve eki işlemlerin yargı kararının uygulanmaması sonucunu doğurduğu, bu yönüyle hukuka ve mevzuata açıkça aykırı olduğu ve uygulanması halinde telafisi güç zararların doğmasına yol açacağı sonucuna varılmaktadır.”

Kararda, açıklanan nedenlerle söz konusu genelge ve ekindeki ”esaslar” ile ”sözleşme”nin yürütmesinin durdurulmasına oy birliğiyle karar verildiği bildirildi.

Bu karara Milli Eğitim Bakanlığının itirazı bulunuyor. İtiraz olması durumunda dosya, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna gidecek.

Bu arada, MEB, 2009-2010 eğitim-öğretim yılı için halen başvuruları da devam eden 17 bin kadrosuz usta öğretici alacağını duyurmuştu.

haber7.com

Share this Post[?]
        
Tags: 'usta öğretici' görevlendirilemez

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 04 Eylül 2009 at 11:50

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

4 günü geçmeyen sevkler için ek dersler kesilmeyecek

Öğretmenlerin ek ders ücreti karşılığı okutacakları dersler ve benzeri hususlar “Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar”da düzenlenmiştir. 2006 yılında yürürlüğe konulan kararın, habere konu 16/b bendi 21.07.2007 tarihinde değiştirilmiş ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle ders görevinin yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Gelen tepkiler üzerine ilgili madde 10 Mayıs 2008 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. İşte yürürlükten kaldıran ilgili düzenleme hakkında Danıştay İDDK’lunca yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Buna göre, ayda dört günü geçmemek üzere ayakta tedavi için sevk alan öğretmenlerin ek ders ücreti kesilmeyecek.

4 günü geçmeyen sevklerden ek ders kesilmemesi gerektiğine ilişkin Danıştay kararı

İLK DÜZENLEME

Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenler ile merkez ve taşra teşkilâtının diğer görevlilerinin aylık ve ek ders ücreti karşılığında okutacakları veya okutmuş sayılacakları haftalık ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve benzeri diğer hususlar, 16/12/2006 tarihli ve 26378 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 01/12/2006 tarihli ve 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01/07/2006 tarihinden itibaren yürürlüğe konulmuştu. Habere konu 16/b bendinin ilk hali şu şekildedir:

“b) İl düzeyinde millî ve mahallî bayramların kutlamaları için kurulan hazırlık komitelerinde görevlendirilenler ile söz konusu bayramların hazırlık çalışmalarına ve törenlerine öğrencilerle birlikte katılan yönetici ve öğretmenler, hazırlık çalışmalarına sınıf veya okul bütünlüğünde katılan öğrencilerin öğrenim gördüğü eğitim kurumlarının yönetici ve öğretmenleri, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim ve hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar.”

İKİNCİ DÜZENLEME

21.07.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan düzenleme şu şekildedir:

“(b) İl düzeyinde millî ve mahallî bayramların kutlamaları için kurulan hazırlık komitelerinde görevlendirilen yönetici ve öğretmenler, millî ve mahallî bayramların hazırlık çalışmalarına katılan yönetici ve öğretmenler, söz konusu bayramların hazırlık çalışmalarına ve törenlerine sınıf veya okul bütünlüğünde katılan öğrencilerin öğrenim gördüğü eğitim kurumlarının yönetici ve öğretmenleri ile millî bayramlar nedeniyle tatil edilen günlerde ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle ders görevlerini yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim ve hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar.”

ÜÇÜNCÜ DÜZENLEME

10 Mayıs 2008 tarihli Resmi Gazetede yapılan değişiklik ise şu şekildedir:

“(2) Aynı Kararın 16 ncı maddesinin (b) bendinde yer alan “ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.”

Yapılan Bu 3. Değişikliğe Sendikalar Dava Açtı

“Ek Ders Kararnamesindeki Değişikliğe Dava Açacağız” haberinde Eğitim-Sen kararın “Ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller” başlıklı 16. maddesi (b) bendinde yer alan “ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle” ibaresinin madde metninden çıkarılması için dava açtığını duyurmuş fakat dava dilekçesini yayınlamamıştı.

“Ek Ders Oyununa Dava” haberinde Türk Eğitim-Sen kararın “Ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller” başlıklı 16. maddesi (b) bendinde yer alan “ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle” ibaresinin madde metninden çıkarılması için dava açtığını duyurmuş ve dava dilekçesini yayınlamıştı.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Değişikliği İptal Etti
Artık Ayda Dört Günü Geçmemek Üzere Ayakta Tedavi İçin Sevk Alan Öğretmenlerin Ek Ders Ücreti Kesilmeyecek

18/06/2009 tarih ve 2009/121 YD. İtiraz No ve sayılı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararda; 10/05/2008 tarihli ve 26872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 18/04/2008 tarihli ve 2008/13567 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararın 1.maddesi 2.fıkrası; “(2) Aynı Kararın 16 ncı maddesinin (b) bendinde yer alan “ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.” hükümlerinin yürütmesi durdurulmuştur.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bu kararınca Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’ın 16′ncı maddesinin (b) bendi hükmü değişiklikten önceki şu haline dönmüştür:

“İl düzeyinde millî ve mahallî bayramların kutlamaları için kurulan hazırlık komitelerinde görevlendirilen yönetici ve öğretmenler, millî ve mahallî bayramların hazırlık çalışmalarına katılan yönetici ve öğretmenler, söz konusu bayramların hazırlık çalışmalarına ve törenlerine sınıf veya okul bütünlüğünde katılan öğrencilerin öğrenim gördüğü eğitim kurumlarının yönetici ve öğretmenleri ile millî bayramlar nedeniyle tatil edilen günlerde ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle ders görevlerini yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim ve hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar.”

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bu kararınca artık ayda dört günü geçmemek üzere ayakta tedavi için sevk alan öğretmenlerin ek ders ücreti kesilmeyecektir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı üzerine Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü 27/08/2009 tarih 73665 sayılı yazısıyla konuya açıklık getirdi.

Buna göre; Yönetici ve Öğretmenlerden Ayda Dört Günü Geçmemek Üzere Ayakta Tedavi İçin Sevk Alan Öğretmenlerin Ek Ders Ücreti Kesilmeyecek, bu günlerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim ve hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılacaklardır.

1- Uygulama Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/06/2009 tarihinden itibaren ayda dört günü geçmemek üzere ayakta tedavi için sevk alan öğretmenlerin ek ders ücreti kesilmeyecek, geçerli olacaktır.

2- Ayakta Tedavi İçin alınan Sevk’in il içinde veya dışında olduğuna bakılmaksızın Yönetici ve Öğretmenlerin Ek Ders Ücreti Kesilmeyecektir.

3- Dört günden fazla olan günler için ders ve ek ders görevi yapılmış sayılmayacaktır.

4- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 105′inci maddesine göre yatarak görülen tedavi süreleri raporlu olarak değerlendirildiğinden, yatarak görülen tedavi süreleri bu dört günün içinde değerlendirilmeyerek ders ve ek ders görevi yapılmış sayılmayacaktır.

5- Bakmakla yükümlü olunan aile fertlerine hastalıkları sırasında refakat edilmesinde, ders ve ek ders görevi yapılmış sayılmayacaktır.

Fakat Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararın 10′uncu maddesinin 1 ‘inci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde;

“a) Bakanlık merkez teşkilâtında görevli; müsteşar, müsteşar yardımcısı, talim ve terbiye kurulu başkanı ve üyeleri, teftiş kurulu başkanı, strateji geliştirme başkanı, genel müdür, I. hukuk müşaviri, genel müdür yardımcısı, bakanlık başmüfettişi, bakanlık müfettişi, bakanlık müfettiş yardımcısı, bakanlık müşaviri, hukuk müşaviri, savunma sekreteri, basın ve halkla ilişkiler müşaviri, daire başkanı, müdür, şube müdürü, talim ve terbiye kurulu uzmanı, eğitim uzmanı, malî hizmetler uzmanı, savunma ve sivil savunma uzmanı, uzman, şef ve raportörlerin haftada 15 saati,

b) Bakanlık taşra teşkilâtında görevli; millî eğitim müdürü, millî eğitim müdür yardımcısı, şube müdürü, tesis müdürü, sivil savunma uzmanı, uzman, ilköğretim müfettişi, ilköğretim müfettiş yardımcısı ve şeflerin haftada 15 saati,” şeklinde unvanları sayılan ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 3′üncü maddesine göre ek ödemeden yararlanamayan personele Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen karar kapsamında her hangi bir işlem yapılmayacaktır.

Daha önceki ek dersle ilgili kararlarda bu şekilde bir düzenleme yok iken, sevk alınan günlere ek ders ödenmesi uygulaması; 16/12/2006 tarihli ve 26378 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 01/12/2006 tarihli ve 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmişti.

Yönetici ile öğretmenleri karşı karşıya getiren ve etik bulunmayan Sevk alınan günlere ek ders ödenmesi işlemi; Eğitim camiasında yadırganmış, kamuoyunda çok tartışılmış, Bakanlığın yaptığı olumlu değişiklikle gündemden düşmüştü.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun Değişikliği İptal Etmesiyle Artık Ayda Dört Günü Geçmemek Üzere Ayakta Tedavi İçin Sevk Alan Yönetici ve Öğretmenlerin Ek Ders Ücreti Kesilmemesi yeniden tartışmaları alevlendirecek yönetici ile öğretmenleri karşı karşıya getirecektir.

Ahmet Kandemir
Memurlar.net Öğretmenler Bölüm Sorumlusu


T.C.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
Personel Genel Müdürlüğü

Sayı: B.08.0.PGM.0.23.01.02.32-2207/73665 27/08/2009

Konu: Ek ders ücreti

………………… VALİLİĞİNE
(İl Millî Eğitim Müdürlüğü)

İlgi:Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar.

Bakanlığımıza bağlı eğitim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenler ile merkez ve taşra teşkilâtının diğer görevlilerinin aylık ve ek ders ücreti karşılığında okutacakları veya okutmuş sayılacakları haftalık ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve benzeri diğer hususlar, 16/12/2006 tarihli ve 26378 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1/12/2006 tarihli ve 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01/07/2006 tarihinden itibaren yürürlüğe konulan ilgi Karar ile belirlenmiştir.

Bilindiği gibi, 10/5/2008 tarihli ve 26872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 18/4/2008 tarihli ve 2008/13567 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan değişiklikle söz konusu Karar’ın 16′ncı maddesinin (b) bendinde yer alan “ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle” ibaresi madde metninden çıkarılmıştı.

Bu değişikliğin iptali istemiyle açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 18/6/2009 tarihli ve YD. İtiraz No: 2009/121 sayılı kararla söz konusu değişikliğin yürütülmesi durdurulmuştur. Dolayısıyla, ilgi Karar’ın 16′ncı maddesinin (b) bendi hükmü değişiklikten önceki; “İl düzeyinde millî ve mahallî bayramların kutlamaları için kurulan hazırlık komitelerinde görevlendirilen yönetici ve öğretmenler, millî ve mahallî bayramların hazırlık çalışmalarına katılan yönetici ve öğretmenler, söz konusu bayramların hazırlık çalışmalarına ve törenlerine sınıf veya okul bütünlüğünde katılan öğrencilerin öğrenim gördüğü eğitim kurumlarının yönetici ve öğretmenleri ile millî bayramlar nedeniyle tatil edilen günlerde ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle ders görevlerini yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim ve hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar.” şekliyle uygulanmak durumundadır.

Bu çerçevede;

1)Sözü edilen yargı kararının verildiği tarihten itibaren olmak üzere yönetici ve öğretmenlerden bir ayda dört günü geçmemek üzere il içinde veya dışında olduğuna bakılmaksızın ayakta görülen tedavi nedeniyle ders görevlerini yerine getiremeyenler, yine bu günlerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim ve hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılacaklardır.

2)Ayakta görülen tedavinin bir ayda dört günü geçmesi halinde, dört günden fazla olan günler için ders ve ek ders görevi yapılmış sayılmayacaktır. Diğer taraftan, 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu’nun 105′inci maddesine göre yatarak görülen tedavi süreleri raporlu olarak değerlendirildiğinden, yatarak görülen tedavi süreleri bu dört günün içinde değerlendirilmeyecek, dolayısıyla yatarak görülen tedavi günleri için de ders ve ek ders görevi yapılmış sayılmayacaktır. Bakmakla yükümlü olunan aile fertlerine hastalıkları sırasında refakat edilmesinde de aynı şekilde ders ve ek ders görevi yapılmış sayılmayacaktır.

3)375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 3′üncü maddesine göre ek ödemeden yararlanamayan personel kapsamında olan ilgi Karar’ın 10′uncu maddesinin 1 ‘inci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde unvanları sayılan personelin ek ders ücreti ödemeleri, bu yazıda yapılan açıklamadan bağımsız olarak değerlendirilecektir.

Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.

Necmettin Yalçın
Bakan a.
Genel Müdür

Memurlar.Net

Share this Post[?]
        
Tags: 4 günü geçmeyen sevkler için ek dersler kesilmeyecek

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 11:49

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

MEB’den Sözleşmelilere kadro açıklaması

2009-2 öğretmen atama kılavuzunda sözleşmelilere kadroya ilişkin açıklama2009-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzunda sözleşmeli öğretmen olarak çalışanların kadroya geçirilmesine yönelik olarak şu açıklama yer almıştır.

“Bizim amacımız sizlere objektif ve kaliteli hizmet vermektir. Bu amaçla her yıl daha fazla öğretmen adayımızı istihdam etmek için çalısıyoruz. Kadrolu öğretmenlerle ihtiyacı karsılayamadığımız durumlarda sözlesmeli öğretmen istihdam edilmesine yönelik çalısmalarımız 2006�2007 eğitim-öğretim yılı itibarıyla sistemimize girmis ve toplamda 60.000 sözlesmeli öğretmenin istihdamına ulasılmıs olacaktır. Ayrıca, hâlen sözlesmeli öğretmen olarak fiilen görev yapanlardan zorunlu çalısma sürelerini tamamlayanların bir takvim çerçevesinde kadrolu öğretmenliğe geçirilme çalısmalarımız da hızla devam etmektedir.”

Share this Post[?]
        
Tags: MEB'den Sözleşmelilere kadro açıklaması

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 01 Eylül 2009 at 17:23

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

EK-2′ye Yürütmeyi Durdurma Kararı

Yönetici Değerlendirme Formu İle İlgili Yeni Bir Yürütmenin Durdurulması Kararı


Yönetici Değerlendirme Formu İle İlgili Yeni Bir Yürütmenin Durdurulması Kararı

EĞİTİM SEN’den Açıklama…
15  Ekim 2008 gün ve 27025 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı (m.b.) Eğitim Kurumları Yöneticileri Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin eki , Ek-2 Yönetici Değerlendirme Formu’nun bazı bölümlerinin iptali için dava açmıştık.
Danıştay 2. Dairesi, Esas No:2008/7402 sayılı 28.01.2009 tarihli kararı ile, Değerlendirme Formundaki  “Yöneticilik Hizmetleri” Bölümündeki müdür yardımcılığı, müdür başyardımcılığı ve müdürlük görevlerinde görevlendirme olarak veya vekaleten geçen her yıl için ek puan verilmesini tümden hukuka aykırı bulmamış, sadece, “Yönetici Değerlendirme Formunda, görevlendirme ve vekaleten yürütülen görevlere yüklenen puan değerleri ile asaleten yöneticilikte geçen sürelere yüklenen puan değerleri arasındaki farkın; vekaleten atama ve görevlendirme ile asaleten atanmanın nitelikleri arasındaki farkı yansıtmadığı, yeterli yöneticilik hizmeti puanına sahip olmayan kişileri, değerlendirmenin önüne geçirecek biçimde ve bu tür atamaları özendirecek anlamda kullanmaya elverişli kıldığı, bireyler arasında eşitsizlik yaratacak uygulamalara zemin hazırladığı görüldüğünden vekaleten ve görevlendirme biçiminde atananlar ile asaleten atananlar arasındaki puan farkının makul seviyede tutulmamış olması nedeniyle, dava konusu değerlendirme formunun ‘Yöneticilik Hizmetleri’ bölümünün 1., 3. ve 5. satırlarındaki müdür yardımcılığı, müdür başyardımcılığı ve müdürlük görevlerinde Görevlendirme Olarak veya Vekaleten Yürütülen/Geçen hizmetler için belirlenen puanların hukuka uygunluğundan söz etmek mümkün değildir”  ” gerekçesiyle, “0.84, 0.96 ve 1.08” şeklindeki puanlar hakkında yürütmenin durdurulmasına karar vermişti.
Danıştay 2. Dairesinin bu kararının aleyhe olan kısmına yaptığımız itiraz sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, YD.İtiraz No:2009/497 sayılı, 18.06.2009 tarihli kararı ile;
“Yönetici Değerlendirme Formunun “Yöneticilik Hizmetleri” bölümünün 1. ,3. ve 5. satırlarındaki “Müdür Yardımcılığı Görevinde Görevlendirme Olarak veya Vekaleten Yürütülen Her Yıl İçin” “Müdür Başyardımcılığı Görevinde Görevlendirme Olarak veya Vekaleten Geçen Her Yıl İçin” ve “Müdürlük Görevinde Görevlendirme Olarak veya Vekaleten Geçen  Her Yıl İçin”  ibarelerinin ve “Hizmet” bölümündeki “�/Vekaleten/Görevlendirme olarak” ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.

EĞİTİM SEN, 13 Ağustos tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren MEB Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmeliğe ve Ek 2 olarak adlandırılan Yönetici Değerlendirme Formuna ilişkin görüş ve önerilerini her fırsatta dile getirmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun bu kararı, forma ilişkin itirazlarımızın haklılığını ortaya koymaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı MEB Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmeliği ve Ek 2 olarak adlandırılan Yönetici Değerlendirme Formunu, yargı kararlarını dikkate alarak yeniden düzenlemelidir.

Share this Post[?]
        
Tags: EK-2'ye Yürütmeyi Durdurma Kararı

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 22 Ağustos 2009 at 09:35

Categories: Eğitim Personeli, Kpss.Name   Tags:

İl içi ve İl Dışı Özür Grubu Atama Sonuçları

2009 Yılı Yaz Dönemi Kadrolu Öğretmenler İl içi ve İl Dışı Özür Grubu Atama Sonuçları için

Share this Post[?]
        
Tags: İl içi ve İl Dışı Özür Grubu Atama Sonuçları

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 09:31

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

9 Bin Hizmetli Bu Sınavı Bekliyor

EĞİTİM BİR SEN in Hizmetlilerle İlgili Açıklaması…

Eğitim çalışanlarının sorunlarını çözme ve beklentilerini gerçekleştirme mücadelemiz devam ediyor.

Yönetim Kurulumuz, 2 Temmuz 2009’da Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ile yapmış olduğu görüşmede, Yardımcı Hizmetler Sınıfı çalışanlarından durumu uyanların Genel İdari Hizmetler Sınıfı’na geçmesi için Görevde Yükselme Sınavı yapılması talebinde bulunmuş; Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu da, Görevde Yükselme Sınavı yapacakları sözünü vermişti.

Sendikamız, daha sonraki süreçte sınavın bir an önce yapılmasının takipçisi oldu. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle yaptığımız son görüşmede, sınava girme şartını taşıyan 9 bin hizmetlinin Görevde Yükselme Sınavı’na girmesi için çalışma başlatıldığı haberini aldık. Bakanlık yetkilileri, şeflerin eğitimi, sınav ve atama sürecini müteakip, Yardımcı Hizmetler Sınıfı çalışanları için sınav sürecini başlatacaklarını ifade etmişlerdir.

Gelişmeleri takip ediyor, verilen bu sözlerin zaman kaybedilmeden yerine getirilmesini bekliyoruz.

memurlar.biz

Share this Post[?]
        
Tags: 9 Bin Hizmetli Bu Sınavı Bekliyor

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 21 Ağustos 2009 at 21:57

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

MEB uzaktan evliliği deniyor

Eş durumu mağduriyetine örnek bir e-posta yorumsuz olarak sizlerin takdirine bırakıyoruz…

23 yaşında ailesinin yanından bu güne kadar hiç ayrılmamış bayan bir öğretmenim.01/09/2008’de göreve başladığım için bu sene yaz dönemi özür durumuna bağlı yer değiştirmeye başvuramıyorum. Sebebi ise adaylığımın 1 günle kaldırılmamış olması. Bunun sonucu ise daha 1 aylık evliyken eşimden 6 ay ayrı kalmak. Eşim Ankara’nın Kalecik ilçesinde görev yapacak ben Şırnak’ın Güçlükonak İlçesinin Çobankazanı Köyü’nde.Aramızda 1900 km. Ben eşimin yanına gitmek için sabah 08.00’de çıksam bir sonraki gün öğlene doğru ancak eşimin yanında olabiliyorum.

2008 yılında öğretmenliğe başlamaya hak kazananların açıklanma tarihi 22 Ağustos 2008 Cuma günü. Yani hafta sonlarını çıkartırsak 5 gün içinde evraklarımı, sağlık raporunu hazırlamam gerekiyordu. Ve hiçbir şekilde bir öğretmen adayı olarak 29 Ağustostan sonra göreve başladığım özür durumu başvurusu yapamayacağımdan haberim yoktu. Ben evraklarımı hallettikten sonra 31/08/2009 Pazar günü sabah orda olmama rağmen devlet hafta sonu olduğu için göreve başlayamadım. Bu sebeple 1 Eylül 2008 Pazartesi günü göreve başlamış oldum.

Bunun yanında ilk atama dönemi göreve başlama tarihi olan 24/08/2008-05/10/2008 tarihlerinin öğretmenler arasında eşitsizliğe neden olduğunu ve hukuka aykırı olduğunu düşünmekteyim. Şöyle ki 29 Ağustos 2008’e kadar göreve başlayan öğretmenler özür durumundan başvuru yapabiliyorken 01/09/2008’den sonra başlayanlar başvuru yapamıyor. Hem de 30-31 Ağustos 2008’in haftasonu olduğunu düşünürsek.

Şimdi ne olacak? Ne ben ne de eşim insanın yapısı gereği işimize yani derslerimize adapte olamayacağız. Benim aklım onda; onunki bende olacak. Herkes evinde eşiyle beraber vakit geçirirken ben ve eşim birbirimizi merak edip hayat adapte olamayacağız.

Evlilik bence çok önemli bir kurum. Fakat ben eşimle bu kurumu aramızda 1900 km’lik bir mesafe varken ayrı olarak yaşatmaya çalışacağım.Tabi buna evlilik denilirse. Sayın bakanımız aileden sorumlu eski bir bakan olduğu için ilk göreve geldiğinde ben eşimle o dönem nişanlıydım ve çok sevinmiştim. Kesinlikle bişeyler düzelir diyordum ama tam tersine her şey aynı devam ediyor.

Adaylık konusuna gelince: Ben hazırlayıcı ve temel eğitim kurslarını aldım ve sınavlarından başarılı oldum. Devletimizin bir okulunda tek başıma bir taraftan okulu yönetmeye bir taraftan da 1-2 ve 3. sınıfları okutmaya çalıştım. Madem ben aday memurum neden tek başıma çalışıyorum?

Sadece kendim için konuşmuyorum. Benimle aynı durumda olan tüm öğretmen arkadaşlarım için siz yöneticilerimizden birazcık anlayış bekliyorum. En azından bu özür durumu yer değiştirme döneminde aynı durumdaki bütün öğretmen arkadaşlarımızın başvuru yapabilmesi için elinizden geleni yapacağınızı ve önümüzdeki ilk atama döneminde göreve başlama tarihinin öğretmenler için sıkıntı olmayacak şekilde düzenleneceğini ümit ediyorum.

Share this Post[?]
        
Tags: MEB uzaktan evliliği deniyor

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 21:56

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

Okul Öncesinde Önemli Karar

Okul öncesi eğitim engellilere bedelsiz

MEB, okul öncesi eğitimin zorunlu olacağı 32 ilde, özel eğitime ihtiyacı olan çocukların uygulamadan ücretsiz faydalanmasına karar verdi.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, “Okul Öncesi Dönemde Kaynaştırma Eğitiminin Yaygınlaştırılması Projesi” konulu genelgesinde, kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamalarının, engelli öğrencinin sadece eğitim ortamına yerleştirilmesini içeren bir süreç değil, destek eğitim hizmetlerini ve çeşitli düzenlemeleri gerektiren teknik ve bilimsel bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Genelgede, uygulamanın Amasya, Nevşehir, Çanakkale, Bilecik, Edirne, Karabük, Ardahan, Gümüşhane, Trabzon, Yalova, Karaman, Tunceli, Kilis, Bolu, Kırıkkale, Bayburt, Burdur, Kırklareli, Muğla, Düzce, Bartın, Artvin, Çankırı, Kütahya, Rize, Isparta, Kırşehir, Giresun, Uşak, Eskişehir, Sinop ve Samsun’da yapılmasının planlandığı bildirildi. �

GÜLŞAH KARAHAN  ANKARA

STAR GAZETE

Share this Post[?]
        
Tags: Okul Öncesinde Önemli Karar

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 20 Ağustos 2009 at 10:18

Categories: Eğitim Personeli   Tags:

Okullar 24 Eylül’de açılacak

2009-2010 öğretim yılı 24 Eylül Perşembe günü açılacak. Okul öncesi ve ilköğretim 1. sınıf öğrencileri ise 14 Eylül’de öğretime başlayacak.Okulların Açılma Tarihi

2009-2010 öğretim yılı 24 Eylül Perşembe günü açılacak. Okul öncesi ve ilköğretim 1. sınıf öğrencileri ise 14 Eylül’de öğretime başlayacak.


2009-2010 eğitim-öğretim yılı Ramazan Bayramı’nın ardından 24 Eylül Perşembe günü başlayacak.

Milliyet Gazetesi’nin haberine göre, okul öncesi ve ilköğretim 1. sınıf öğrencileri, uyum sağlayabilmek için bir hafta erken okula gidecek. Okul öncesi ve ilköğretim 1. sınıf öğrencileri ise okula 14 Eylül 2009 Pazartesi günü başlayacak.

2008-2009 öğretim yılı, 12 Haziran 2009 Cuma günü sona ermişti. Bakanlar Kurulu, ‘Türkiye’nin coğrafi konumu ve bölgeler arası iklim farklılıkları ile turizm sezonunun değişkenlik göstermesi nedeniyle öğrencilerin ve velilerin olumsuz etkilenmemesi için’ okulların açılış tarihini 24 Eylül 2009 Perşembe günü olarak kararlaştırdı. Okula uyum için, okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıf öğrencileri, bir hafta erken okula başlayacak.

İlk tatil 22 Ocak 2010’da

2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi, 22 Ocak 2010 Cuma günü sona erecek. Yarıyıl tatili, 25 Ocak-5 Şubat arasında yapılacak. İkinci dönem, 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak ve 18 Haziran’da yaz tatiline girilecek. Çalışma takvimi, bu tarihler dikkate alınarak, ‘Milli Eğitim Bakanlığı Örgün ve Yaygın Eğitim Kurumlarının Çalışma Takvimi’ örneği esaslarına göre, valiliklerce düzenlenecek. 2010-2011 eğitim-öğretim yılının da 13 Eylül 2010 Pazartesi günü başlaması kararlaştırıldı.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, daha önce yaptığı bir açıklamada, Ramazan Bayramı tatili nedeniyle eğitim-öğretim yılı başlangıç tarihinde değişikliğe gidildiğini ifade etmişti. Ramazan Bayramı 20-21-22 Eylül tarihlerine denk geliyor.

Share this Post[?]
        
No tags for this post.

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 10:18

Categories: Eğitim Personeli   Tags: