Tıkla Kazan

Archive for Ekim 5th, 2009

KEY hak sahiplerine yeni şok

KEY paralarını önümüzdeki günlerde almayı umut eden 5 milyon 800 bin hak sahibine yeni şok.Zeki Sayın, son listelerde de hata çıktığını belirterek, “Paralar şu gün ödenecek demek zor” dedi…

Paralar ne zaman ödenecek?
Ramazan Bayramı öncesinde ödenmesi beklenen ancak teknik çalışmalar tamamlanamadığı için bu tarihe yetiştirilemeyen Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemelerinde yeni bir sorunla karşılaşıldı. 6 bini aşkın kamu kurum ve kuruluşundan gönderilen listelerde yeni hatalara rastlandı.

Ancak yasal süre 26 Haziran’da dolduğu için yeni bir yasa çıkarılmadan hataların yeniden düzeltilemeyeceği belirtiliyor. Tasfiye halindeki Emlak Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın, tespit edilen yeni hatalar nedeniyle ödemelere ilişkin yakın bir tarih vermenin kolay olmadığını söyledi.

HÂLÂ HATA ÇIKIYOR

KEY ödemeleriyle ilgili son durum hakkında BUGÜN’e bilgi veren Başkan Sayın, itiraz süresinin geçtiğimiz haziran ayında dolduğunu belirterek, “Kurumlardan gelen listeler içinde yanlış olanlar düzeltilmek üzere geri gönderilmişti. Düzeltmeler yapılıp bize iade edildi. Halen elemanlarımız düzeltilmiş listeleri inceliyor. Sorun çıkmayan listeler Emlak Yatırım Ortaklığı’na gidecek. Orası da resmi gazetede ilan ettikten sonra Ziraat Bankası tarafından ödemelere başlanacak” dedi. 6 bin kurum içerisinden gelen listelere tek tek baktıklarını ifade eden Sayın, bunun için de uzun zaman gerektiğini bildirdi.

Sayın, “Ayrıca, maalesef düzeltilerek iade edilmiş listelerden dahi yeni yeni hatalar çıkıyor. Bunlar düzeltilmeden ödeme nasıl yapılacak, orası belli değil. O nedenle şu gün ödenecek demek çok zor” diye konuştu.

KANUNA İHTİYAÇ VAR

KEY listelerine yapılan itirazların tamamının düzeltildiğinin söylenemeyeceğini de vurgulayan Sayın, ortaya çıkan hataların düzeltilmesi konusunda yeni bir yasaya ihtiyaç olabileceğini belirtti. Sayın şöyle devam etti:

“26 Haziran’a kadar düzeltilmesi gereken listeler düzeltilmiş şekliyle bize geldi. Ancak tekrar makineye girip de baktığımız zaman bir kısmında hâlâ hata gözüküyor. Bunlar ne olacak? Hatasız olanlar belki Emlak Gayrimenkul’e gönderilecek. Ancak düzeltmeye imkan veren yasanın tanıdığı süre doldu. Düzelttik dedikleri halde hatalar devam ediyorsa, tekrar düzeltmek için bir fırsat vermek gerekir mi, gerekmez mi? 26 Haziran’a kadar gönderilmeyen listeler var, onlar ne olacak? Bütün bunlar için yeni bir kanunu düzenlemeye ihtiyaç olduğu anlaşılıyor.”

AÇIKLAMA BEKLENİYOR

Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’nın yüzde 60’ı, KEY hak sahiplerine ait. Ancak sayıları 6 milyona yaklaşan hak sahiplerinin alacaklarını alıp alamayacakları hala belirsizliğini koruyor. Hak sahiplerine ödemenin ne zaman yapılacağı konusunda hiçbir yetkiliden kesin tarih alınamıyor. Vatandaş ise uzun süredir açıklama bekliyor.

TAKViM iŞLEMEDi

Yaklaşık 5.8 milyon vatandaşı ilgilendiren KEY ödemeleri için ilkbaharda belirlenen takvime göre, ikinci KEY ödemesinden yararlanacak kişilerle ilgili listeler 26 Haziran’a kadar Emlak Bankası’na teslim edilecekti. Emlak Bankası da hesaplamaları 2 ay içinde tamamlayarak ödemeleri ağustos ayı sonuna kadar yetiştirecekti. İkinci KEY ödemelerine ilişkin süre çok sayıda itiraz dilekçesinin verilmesi nedeniyle 6 ay ertelenmişti.

Birinci KEY ödemesinden yararlanamayan veya KEY tutarını düşük bulan hak sahiplerinden yaklaşık 1.5 milyon adet itiraz dilekçesi geldi. Ayrıca 3 milyon hatalı hak sahibi ile 1.3 milyon vatandaşlık numarası tespit edilemeyen hak sahibinin bilgilerinin de kontrol edilmesi gerekiyordu. Bugün gelinen noktada listelerde saptanan yeni hatalar nedeniyle yine belirsizlik yaşanıyor.

Erdoğan SÜZER/ANKARA


Bugün

Share this Post[?]
        
Tags: KEY hak sahiplerine yeni şok

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - 05 Ekim 2009 at 17:53

Categories: Memurlar.biz   Tags:

Yöneticilik Sınavlarına Nasıl Hazırlanmalı?

Bilindiği üzere yönetici atama yönetmeliğinin sınavlı çıkması ve ardından sınav tarihlerinin belli olması üzerine sınavlara hazırlanma konusunda hummalı bir çalışma koşuşturması da başlamış oldu. Bir yandan sendikalar kendi üyelerine kurs açarken diğer yandan yayınevleri peş peşe kitapları piyasaya sürdüler bile. Bunca kitap ve kurs bolluğunun içerisinde “Bilgi kirliliğine, Bilinçli çalışmaya ve Seçici olmaya” dikkat edilmesi gerektiğini de beraberinde ortaya çıkarmıştır. Peki, nelere dikkat edilmelidir?Dikkat Edilecek Hususlar

Milli Eğitim camiasının arı kovanı gibi problemli konusu olan yönetici atama konusunu her türlü kirli oyunlardan arındıran ve torpil kapısını kapatan sınav esaslı olmasının, her ne kadar hala eski alışkanlıklardan medet umanları biraz sinirlendirse de ülkemiz adına örnek bir uygulama olduğunu bir kez daha vurguladıktan sonra, bu sınavların her şeyden önce “fırsat eşitliği” anlamına geldiğini hatırlamakta yarar vardır. Zira bu konu, eski yöntemlerle yalnızca belli çevrelerce puslu havalarda ve kapalı kapılar ardında rant paylaşımı şeklinde yürürken şimdi sınav sayesinde şükürler olsun ki herkesin haberdar olduğu ve eşit koşullarda yönetici olma hakkına sahip olduğu objektif ve şeffaf bir şekilde yapılmaktadır. Dolayısıyla öncelikle katılımın çok yüksek düzeyde olma ihtimali dikkate alınmalıdır. Bu yüksek oran puanların yüksek olmasını beraberinde getireceği için atanabilmek için sınav barajının altmış olmasını da anlamsız kılmaktadır. Her ne kadar karizmayı çizmek istemeyip sınava girmeyi düşünmeyenlere 60 barajı cesaret verdiği için katılımı biraz da bu yönden artırdığı doğru olsa da bu sınavda barajı aşacak kadar puan almak değil atanabilmek için yüksek puan almak gerektiği zarureti akıldan çıkarılmamalıdır.
Yukarıda da değinildiği üzere gerek sendikacılığı yönetici atama eksenli olarak algılayıp kendi üyelerini yönetici yapma hırsından vazgeçmeyen sendikaların -aslında hiç de vazifeleri olmadığı halde ve de bu işi amacından ve rayından saptırıp farklı mecralara ya da tartışmalara sokabileceği riski olduğu halde- alelade yaptıkları kurslar; gerekse de bu işi bir yayın pazarına çeviren yayınevleri sayesinde ciddi bir “bilgi kirliliği” ve de sınava nasıl hazırlanılacağı konusunda “fikir kirliliğinin” ortaya çıkmakta olduğunu dikkate almak durumundayız. Zira sendikalar bu konuda profesyonel olmayıp, farklı nedenlere matuf bu işe girişmiş olabilecekleri gibi birkaç haftada paldır kültür devasa kitaplar çıkaran yayınevlerinin de yeterli kapsamda ve düzeyde kitap çıkardıklarını düşünmek de imkânsızdır. Yönetici olmanın yolunun artık sendikalardan geçmediğini ve de birkaç günde çıkarılan dev hacimli kitaplara tomar tomar para vermiş olmanın da yeterli çözüm olmadığını hatırlattıktan sonra, anahtar kelimenin “bilinçli ve verimli çalışmak” olduğunu paylaşmak isterim.
O halde sınava da bu kadar kısa süre kalmışken zaman israfına yol açmamak için ve de en verimli, bilinçli ve isabetli hazırlanmak için doğru strateji belirlemek ciddi önem taşımaktadır. Bu nedenle her şeyden önce bu sınavın kapsamını çok iyi tespit edip işe öyle başlamak gerektiği ortadadır. Bu durumda önce yönetmeliğe sonra da sınav kılavuzuna dikkat kesilmek gerektiği açıktır.
Sınavların kapsamı ve nasıl çalışılması gerektiği:
Mevzuat: Öncelikle tek başına bile sınavı kazandırabilecek ağırlıkta olan ve yüzde altmışlık arslan payını oluşturan mevzuat konusunun kapsamının açıklığa kavuşturulması gerektiği görülmektedir. Zira yönetmeliğin 12. maddesinde mevzuatın kapsamı ile ilgili bazı kanunları özellikle belirttikten sonra cümlenin en sonunda “Görevin gerektirdiği diğer temel mevzuat” ifadesi kullanıldığı için uçsuz bucaksız bir belirsizliğin olduğu hemen fark edilmektedir. Nitekim yöneticilik görevinin bir şekilde ilgili olmadığı mevzuat neredeyse yok gibidir. Örneğin genel suçlardan birisinin kurumunda işlenmesi halinde suçluları ilgili kurumlara bildirmek gibi sorumluluğu bulunan okul müdürünün hangi davranışların suç sayıldığını düzenleyen Ceza Kanunu’nu da bilmesi gerekebilir. Kaldı ki en büyük bakanlık olan eğitimle ilgili dev bir mevzuat yığınının olduğu da bilinmektedir. Böylesi bir durumda bu sınavı yapanlar tarafından mevzuat kapsamının net bir şekilde belirtilmesi bir zaruret idi ki öyle de oldu. Bereket bakanlık sınav kılavuzunda mevzuatla ilgili kapsamı tek tek sayarak bu belirsizliği açıklığa kavuşturmuş oldu. Kaldı ki yönetmeliğin 12/4. maddesinde sınav komisyonuna böyle bir yetki ve görev verilerek bu işin yasal dayanağı da oluşturulmuştur. Dolayısıyla kılavuzda belirtilen mevzuat konularına çalışmak yeterli olacaktır. Zira muhtemeldir ki ölçme değerlendirme bilimine göre sınavlarda soru sorulacak olan kapsamdaki konularla, hangi konudan kaç soru sorulacağını istatistik halinde tabloda gösteren “belirtke tablosu” sınav komisyonunca oluşturularak bu konular olduğu gibi kılavuzda da gösterilmiştir. Dolayısıyla yönetmelikte tüm ilgili mevzuatı çağrıştıran genel ifade kullanılmış olmasına rağmen sınav kılavuzu resmi ve bağlayıcı bir belge niteliğinde olduğu için bu kılavuzda belirtilen yasal düzenlemelerin dışında soru çıkmayacağına kesin gözüyle bakılabilir.
Sınav adaylarının işini biraz olsun kolaylaştıran bu kapsam sınırlarını netleştirdikten sonra mevzuat konularını oluşturan bu yasal düzenlemelerle ilgili dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise doğası gereği bu yasal düzenlemelerin sürekli değiştirilen özellik arz etmesidir. Bu sebeple kitaplar basıldıktan sonra mevzuat değişikliği olmuş ise bunların günü gününe takip edilmiş olması ve yeni ve orijinal şeklinden çalışılmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla kitapların böylesi bir eksikliği içinde barındırma ihtimalinin yanında bazı yasal düzenlemeleri kendilerince özetleyerek kitaplarına basmaları ya da kendi cümleleri ile ifade etmeleri son derece yanıltıcı sonuçlar doğurabilir. Zira özet nedeniyle kitaba alınmayan maddelerden soru gelebileceği gibi her kelimesi yasal hüküm ifade eden ve ancak yasal yollarla değiştirilmesi mümkün olan yasal düzenlemelerin haricindeki yorum niteliğindeki ifadeler farklı anlamlarda da algılanabilmektedir.
Bu nedenle mevzuat çalışma konusunda takip edilecek en temiz yöntem, çalışılacak olan ilgili yasal düzenlemenin Resmi Gazete tarih ve sayısı varsa oradan, bu yoksa mevzuat değişikliklerini günü gününe işleyen Başbakanlık mevzuat bilgi sisteminden ya da Milli Eğitim Bakanlığı sitesi mevzuat sisteminden orijinalini okuduktan sonra kitaplardaki ya da soru bankalarındaki sorularla pekiştirmektir.
Yine mevzuat bölümünün bir parçası olan Anayasa konusunun ise tamamını kapsamayıp yalnızca birinci kısım olan Genel esaslar, ikinci kısım olan Temel hak ve ödevler ve Üçüncü kısım olan Cumhuriyetin temel organlarından ibaret olup diğer kısımları ile vakit geçirilmemesi gerekir. Yine Anayasa çalışırken de tüm değişiklikleri işlemiş olan başbakanlık mevzuat bilgi sisteminden en yeni ve orijinal şekline çalışmak önem arz etmektedir.
Yine aslında mevzuatın bir parçası olması gerektiği halde ayrı bir maddede yazılmış olan Resmi yazışma kurallarını da mutlaka ilgili yönetmelikten orijinalini okuduktan sonra, gerek uygulama örneklerini bizzat görerek, gerek okurken birer örnek yazarak, gerekse de soru çözerek pekiştirmek önemli ve verimli olabilir.
Türkçe-Dilbilgisi: Yüzde on gibi ciddi bir ağırlığı olan Türkçe dilbilgisi konusu, her ne kadar her öğretmenin bilmesi gereken temel konu ve anadil olsa da ilgili branşın öğretmenlerine avantaj sağladığı için ölçme değerlendirme bilimine göre “sistematik hata” niteliğinde olup, bu sınavın güvenirliğini düşürmekte ve de gölgelemektedir. Şimdilik bu tartışmayı, artık çok geç kalınmış ve de anlamsız olduğu gerçeğinden hareketle bir kenara bırakırsak, Türkçe dilbilgisi çalışılırken asla ve asla bu sınavlara yönelik çıkmış olan kitaplardan çalışılmaması gerektiğini, mümkünse ÖSS ya da KPSS hazırlık kitaplarından çalışılmasının daha doğru olacağını tavsiye edebiliriz. Zira ticari kaygılarla apar topar çıkarılan bu sınava yönelik kitapların içeriği yetersiz olduğu gibi son derece amatörce hazırlanmış olduğunu söylemek de mümkündür. Bu durumda son derece kapsamlı, bilimsel ve de profesyonel hazırlanmış olan ÖSS ya da KPSS kitapları en akıllı seçim olacaktır.
Atatürk İlkeleri, İnkılap Tarihi ve Milli Güvenlik: Yüzde on gibi ciddi bir ağırlığı olan bu maddede Atatürk ilkeleri, İnkılap tarihi ve Milli güvenlik olmak üzere üç farklı konunun bir arada bulunduğu dikkatlerden kaçmamalıdır. Yine bu bölüm de bu sınavlara yönelik hazırlık kitaplarından ziyade ÖSS ya da KPSS kitaplarından çalışılmalıdır. Tıpkı Türkçede olduğu gibi bu bölüm de kendi branş öğretmenlerine avantaj sağladığı için ölçmeye “sistematik hata” karıştırıp sınavın güvenilirliğini düşürmekle beraber, herkesin bildiği ya da bilmesi gereken temel konular olması yönüyle en azından şimdilik tartışma konusu yapmanın anlamsız olduğu ortadadır.
Genel Kültür: Bu konuda öncelikle bilinmesi gereken nokta, MEB’in yapmış olduğu sınavlardaki genel kültür sorularının çerçevesi dikkate alındığında, genel kültür sorularının yarışma ya da bulmaca kültüründe sorulan sorular olmadığı, tam aksine ayakları yere basan, bilgi temeli olan,  bilimsel bilgi niteliğindeki sorulardan oluştuğudur. Bu cümleden hareketle çıkmış olan sorular genellikle edebiyat, uluslar arası kurum ve kuruluşlar, insan hakları, Türk kültür ve uygarlığı, Osmanlı tarihi, coğrafya, sanat ve uluslar arası olimpiyatlardaki Türkiye’nin başarı durumu vb. konular ağırlık kazanmaktadır. Dolayısıyla bu konulara da ciddi olarak çalışılması gerektiği ancak sürenin kısa olması nedeniyle diğer konulardan arda kalan ara zamanlarda çalışılmasının daha pratik bir çözüm olabileceği söylenebilir.
Müdürlük sınavına ilişkin diğer konular: Yardımcılık sınavından farklı olarak yalnızca müdürlük sınavının kapsamında yer alan konular, aslında her biri bilimsel bir alan konusu olup ilgili fakültelerde ders konusu olmakla beraber daha ziyade eğitim yönetimi ve denetimi yüksek lisans konuları arasında yer aldığı görülmektedir. Bu konulara detaylı olarak çalışılmasının bu kısa zaman aralığında mümkün olmadığı açık olduğuna göre yapılacak en mantıklı çözüm bu sınava hazırlık kitaplarından ama birden fazla kaynaktan hazırlanmak olduğudur.
Ve son söz: Her şeye rağmen her yiğidin bir yoğurt yiyişi olmakla beraber en önemli ilkenin kapsamda yer alan ilgili konulara bilinçli ve verimli çalışmak olduğu gerçeğinden hareketle “az da olsa öz, planlı ve sürekli” çalışmanın başarıyı getirebileceğini salık verir, tüm adaylara içtenlikle başarılar dilerim. 04.10.2009
analiz76@mynet.com

Share this Post[?]
        
Tags: Yöneticilik Sınavlarına Nasıl Hazırlanmalı?

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 17:52

Categories: Memurlar.biz   Tags:

Memurun Promosyon Parası Gasp Ediliyor!

Bağımsız Eğitimciler Sendikası (BES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, 40 bin dolayında personeli bulunan Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun (YURTKUR) maaş ödeme ve banka promosyonu ile ilgili olarak 3 yıl süreli anlaşma yaptığı bankanın promosyon tutarı olarak önerdiği yıllık 140 TL  ödemeyi çok düşük bulduğunu söyleyerek, YURTKUR personeli arasında yaşanan sıkıntı ve huzursuzluğun çözülmesi için bir dizi öneride bulundu ve yetkilileri uyardı.

Kamu kuruluşlarının bankalarla yaptığı maaş ödeme protokolleriyle sağlanan “promosyon” adı altındaki ek gelirlerin çalışanlara verilmek yerine kamu kuruluşlarının devletçe karşılanması gereken elektrik, telefon, yakıt giderleri yanında, boya, badana ve dekorasyon gibi harcamalarında kullanılmaya halen devam edildiğini söyleyen BES Genel Başkanı Gürkan Avcı, Bazı milli eğitim müdürlükleri başta olmak üzere bir çok kamu kurum ve kuruluşu bankalardan alınan ve çalışanların hakkı olan promosyon paralarıyla ‘okul yapımı, araç alımı, makam odası tefrişi, kurumun araç-gereç ihtiyacının giderilmesi’ gibi konularda kullanmaya devam etmektedir. Bunun adı memurun hakkını gasp etmektir, dedi.

BES Genel Başkanı Gürkan Avcı, memurlara standart bir gelir temin edilmesi için; Banka tarafından verilecek promosyon miktarının Türkiye Bankalar Birliği ile tek bir fiyat olarak belirlenmesi neticesinde bin, bin 500 TL gibi yüksek promosyon ücreti alan memurlarla, 200 TL – 300 TL gibi düşük promosyon ücreti alan memurların eşitlenmesi sağlanacak ve tüm kamu çalışanlarının aynı miktarı, aynı süre içinde alması sağlanacaktır` önerisinde bulundu.

Bu önerinin tüm kamu kurumlarında yaygınlaştırılması için düşük promosyonlu anlaşmalara imza atan sarı sendikaları saf dışı etmek yanında tüm memurların haklarını araması gerekiyor. Banka promosyonlarıyla sağlanan ek gelir kişi başına yılda ortalama 375 TL kazanç getirmesi gerekir. Banka promosyonlarını çalışanlara paylaştırmayan kuruluşlar üzerinde onurlu memurlar, bağımsız sendikacılara destek vermeli ve kurum yöneticileri üzerinde baskı yaratmalıdır. Gerekirse dilekçelerle kurumuna ve bankaya başvurarak alınan promosyondan payını istemesi gerekir, şeklinde konuşan BES Genel Başkanı Gürkan Avcı banka promosyonları ile ilgili sağlıklı, adaletli ve anlaşılır bir usul ve esas oluşamadığını; nasıl bir şartname ve protokol hazırlanacağı, hangi standart form ve belgelerin kullanılacağı, iş akışının nasıl yapılacağı konusunda bilgilerin net olmadığına dikkat çekti.

Tüm kamu çalışanları genelinde uygulama birliğinin sağlanabilmesi için kamudaki tüm promosyon anlaşmalarının başlangıç tarihlerinin aynı olması gerektiğine işaret eden Gürkan Avcı, Bu sayede kurumlar arasındaki promosyon ücreti farklılıkları yanında memur bir yerden bir yere yer değiştirdiğinde promosyon ücretinin ödenip ödenmemesi tartışmaları da son bulacaktır. Hükümetin bu konuda ivedilikle bir çalışma yapmasını istiyoruz, dedi.

memurlar.biz


Share this Post[?]
        
Tags: Memurun Promosyon Parası Gasp Ediliyor!

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 17:47

Categories: Memur, Memurlar.biz   Tags:

Yönetici Sınavı Başvurusu İçin TIKLAYINIZ

Eğitim Kurumları Müdür Ve Müdür Yardımcılığı Seçme Sınavı Başvuru İşlemleri için TIKLAYINIZ

memurlar.biz

Share this Post[?]
        
No tags for this post.

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 17:46

Categories: Memurlar.biz   Tags:

En düşük memur maaşı 1044 lira

2.5+2.5 zam

Hükümet memura yeni yılda yüzde 2.5+2.5 zam yapacak. Yeni yıldan itibaren en düşük memur maaşı 1044 liraya yükselecek.

İSTANBUL – Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, memurlara yeni yılda hükümetin öngördüğü oranda zam yapılacağını açıkladı.

Hükümetin memur maaşlarına gelecek yıl için yüzde 2.5+2.5 zam teklif ettiği göz önüne alındığında en düşük memur maaşı 1 Ocak 2010′da 25,47 lira artarak 1044 liraya ulaşacak.

Sosyal yardımlar dışarıda tutularak yapılan hesaplama sonucunda memur maaşları Ocak 2010′dan itibaren yılın ilk yarısı için 25,47 ile 115,26 lira arasında artış gösterecek.

Başbakanlık Müsteşarı’nın maaşı 1 Ocak 2010′da 4 bin 610,25 liradan 115,26 lira artışla 4 bin 725,51 liraya ulaşacak.

En düşük memur maaşı olarak bilinen ve işe yeni giren hizmetlinin aldığı 1018 lira ise yüzde 2.5′lik artışla 2010′da 25,47 lira artacak. En düşük memur maaşı gelecek yılın ilk yarısında 1044 lira olacak. En düşük maaş 1 Temmuz 2010′da itibaren 1070,40 liraya çıkacak.

1 Ocak 2010′dan itibaren 16 yıllık çalışması olan avukatın maaşı 43,54, öğretmenin maaşı 34,96, imamın maaşı 32,42, hemşirenin maaşı 30,91 ve lise mezunu memurun maaşı 26,84 lira artacak.

Gelecek yılın ikinci yarısında ise Başbakanlık Müsteşarı’nın maaşı 4 bin 834,65 liraya ulaşacak.

Maaş hesaplamalarında sosyal yardımlar hariç tutulmuştur.

Share this Post[?]
        
Tags: En düşük memur maaşı 1044 lira

Be the first to comment - What do you think?  Posted by Emrah Coşkun - at 17:45

Categories: Maaş   Tags: