2010 da Öğretmen Alımı
OKUL ÖNCESİ REVAÇTA
Milli Eğitim Bakanlığı 2010 yılında ne kadar öğretmen alacak ve bu alımlar daha çok hangi branştan yapılacak? Önümüzdeki 5 yıl revaçta olacak olan öğretmenlik hangisi olacak? Öğretmenlik alımıyla ilgili detaylar geliyor.
Milli Eğitim önemli değişikliklerin arefesinde. Özellikle öğretmen alımı ve eğitimci yetiştirilmesi konusunda Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu radikal denebilecek değişikliklere hazırlanıyor.
SÖZLEŞMELİ DÖNEMİ SONA MI ERİYOR?
Milli Eğitim Bakanı öğretmen alımında önemli değişiklikler düşünüyor. Bakan Çubukçu, sözleşmeli öğretmen dönemini sona erdirmeyi hedefliyor. Yalnız bakanın bu planının kısa vadede uygulamaya konması pek mümkün görünmüyor; çünkü gerekli mevzuatın hazırlanması için biraz daha zamana ihtiyaç var. YÖK ile koordineli çalışmalarını arttıran Milli Eğitim Bakanlığı ihtiyaç fazlası mezunun önüne geçilmesi için bir takım hazırlıklar içerisinde. Bakan Çubukçu, önümüzdeki yıllarda eğitim fakültelerine ihtiyaç kadar öğrenci alınacağını ve böylece öğrencilerin mezuniyet sonrası iş bulma sıkıntısı çekmeyeceğini belirtti.
OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ REVAÇTA OLACAK
Okul öncesi eğitimde de önemli adımlar atılıyor. Şuanda 32 ilde anasınıfı mecburi.. Önümüzdeki yıl ise tüm Türkiye’de anasınıfı mecburi hale getelecek. Buda öğretmen alımında okul öncesi öğretmenliğe ağırlık verileceğini gösteriyor. Yani okul öncesi öğretmenlik bölümünden mezun olanlar önümüzdeki 5 yılda atamalarda bir sıkıntı çekmeyecek..
2010 YILINDA ÖĞRETMEN İHTİYACI NE KADAR?
Peki 2010 yılının ilk yarısında ne kadar öğretmen alınacak. Bakanlık bürokratları ihtiyacı 40 bin olarak belirledi. Ancak burada son söz Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı’nda olacak. Yani Milli Eğitimin 40 bin olarak belirlediği öğretmen ihtiyacında son rakamı Maliye Bakanlığı söyleyecek.
Categories:
Memurlar.biz Tags:
2010 da Öğretmen Alımı
Telefonsuz ADSL’de top BTK’da!
Rekabet Kurumu ‘Yalın ADSL’ uygulamasına ilgili tarife sistemine karar verip onaylayacak olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun çalışmasını tamamlamasıyla başlanabileceğini bildirdi.Rekabet Kurumu, ”Yalın ADSL” uygulamasına, ilgili tarife sistemine karar verip onaylayacak olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) çalışmasını tamamlamasıyla başlanabileceğini bildirerek, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ye Rekabet Kurulu kararı ile getirilen yükümlülük açısından süreci izlemeye devam edeceklerini açıkladı.
Kurumun resmi web sitesinde ilan edilen açıklamada, Rekabet Kurulu’nun 18 Şubat 2009 tarihinde verdiği kararla, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin ADSL hizmetinin sabit telefon aboneliğine bağlanması uygulamasına son verilmesi ve yalın ADSL hizmetine başlamak için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) başvurmasına karar verdiği hatırlatıldı.
Açıklamada, Kurul’un söz konusu başvurunun Türk Telekomünikasyon A.Ş. tarafından 3 ay içinde yapılması koşulunu da içeren bu kararı 27 Nisan 2009 tarihinde kamuoyuna duyurmasına rağmen, uygulamanın başlamamasının tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin süregelen tepkilerine neden olduğu, Rekabet Kurumu’nun yalın ADSL hizmetinin neden halen başlatılmadığı konusunda çok sayıda soru ile karşı karşıya kaldığı ifade edildi.
Uygulamanın, BTK tarafından onaylanacak bir tarife ile yürürlüğe girebilecek olması nedeniyle, Rekabet Kurumu yapılan başvurular bakımından yol gösterici olması amacıyla açıklama yapılması ihtiyacı duyulduğu belirtilen açıklamada şu bilgilere yer verildi:
”Türk Telekomünikasyon A.Ş. Rekabet Kurulu’nun kararını takiben Kurumumuza gönderdiği yazıda, yalın ADSL uygulamasına geçilmesi için BTK’ ya 3 Temmuz 2009 tarihinde başvuruda bulunduğunu bildirmiştir. Türk Telekomünikasyon A.Ş. tarafından gönderilen bir diğer yazıdan da söz konusu başvuruyu takiben BTK ile Türk Telekomünikasyon A.Ş. arasında bu konuda çeşitli toplantılar yapıldığı anlaşılmaktadır. BTK tarafından Kurumumuza gönderilen bilgilendirme yazısında ise Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin başvurusuna değinilerek konunun kendi görev alanlarında olduğu ifade edilmektedir”
Açıklamada, söz konusu bilgilerden Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin, Rekabet Kurulu kararında yer alan ”yalın ADSL hizmeti sunmak üzere 3 ay içinde BTK’ya başvuru yapılması” hükmünün gereğini bu aşamada yerine getirildiğinin anlaşıldığı ifade edildi ve yalın ADSL uygulamasının ilgili tarife sistemine karar verip bu tarifeyi onaylayacak olan BTK’nın çalışmasını tamamlamasıyla başlayabileceği belirtildi.
Kurumun, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ye Rekabet Kurulu kararı ile getirilen yükümlülük açısından süreci izlemeye devam ettiği vurgulandı.
Share this Post[?] Tags: Telefonsuz ADSL'de top BTK'da!
Categories:
Siyaset - Ekonomi Tags:
Telefonsuz ADSL'de top BTK'da!
MEB, ders kitabında 30 Ağustos’u unuttu
Esra KAYA
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yeni eğitim-öğretim yılında öğrencilere ücretsiz dağıttığı ders kitabında, “Ulusal Bayramlar” bölümünde 30 Ağustos Zafer Bayramı yer almadı.
İlköğretim 2. sınıf Türkçe ders kitabındaki ‘Değerlerimiz’ adlı ünitedeki ‘Bayramlarımız’ başlıklı okuma parçasında, dini bayramlar arasında Şeker ve Kurban bayramları hakkında açıklamalar yapıldı. Ayşin Bumin’in yazdığı okuma parçasında, daha sonra ulusal bayramlar sıralandı. Türkiye’nin ulusal bayramları 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak sayıldı. 30 Ağustos Zafer Bayramı hakkında herhangi bir bilgi yer almadı.
Takvimdeki hata
İlköğretim 1. sınıf Hayat Bilgisi ders kitabının 124. sayfasında yer alan takvimde de, ‘2005 October’ ekim yerine nisan olarak yazılarak tercüme hatası yapıldı.
Share this Post[?] Tags: ders kitabında 30 Ağustos’u unuttu, MEB
Categories:
memurlar.net Tags:
ders kitabında 30 Ağustos’u unuttu, MEB
‘Bir Öğretmen Bari Ol’ Dönemi Başlıyor
Ülkemizde 240.000 Eğitim Fakültesi mezunu öğretmen adayı boşta gezerken diğer fakülte mezunlarının da öğretmenlik atamalarında değerlendirileceği belirtiliyor. Mesela; ülkemizde doktor açığı varken lisans mezunlarına 6 aylık kurs verilerek neden herkes doktor yapılmıyor? Neden herkes 1 yıllık kursla kaymakam, avukat yapılmıyor? Tabi ki bu sorularımız tamamen YÖK ün aldığı en son karara tepkiden ibaret; yoksa böyle bir şey düşünmemiz söz konusu bile değildir.
Share this Post[?]No tags for this post.
Categories:
Kpss.Name Tags:
Abbas Güçlü… Biz Abbas’tan Güçlü
Genç Bakış FİYASKOSU
Sitemizden de günler öncesinden duyurusunu yaptığımız. Atanamayan öğretmenlerin sorunlarının tartışılacağı program olarak duyurduğumuz ‘Abbas Güçlü ile Genç Bakış’ Programı tam bir fiyaskoyla sonuçlandı.
“Üniversite gençliğinin en özgür programı “Abbas Güçlü ile Genç Bakış” yeni sezona başlıyor…” sloganıyla yeni sezonun ilk programını yapan Abbas Güçlü ve ekibi konuklarıyla ve konularıyla tartışmadan öte ağız dalışının yaşandığı bir programa imza attılar.
Programda problemlerinin konuşulacağını düşünen binlerce atanamayan öğretmen gecenin geç saatinde sendikacıların ve siyasetçilerin kavgasını izledi. Boş yere programı izledim diyerek memurlar.biz@gmail.com adresine görüş yazısı yazanlardan bir eğitimcimizin yazısını yayınlıyoruz.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN SİYASAL YAPILAŞMA VE İDEOLOJİK TABULAR ARASINDA KALMASI VE ÇÖZÜLEMEYEN SORUNLAR
Değerli meslektaşlarım, bu yazıyı bir vatandaş 4 yıldır görev yapan bir öğretmen olarak 24.09.2009 tarihinde Kanal D televizyonunda yayınlanan ‘’GENÇ BAKIŞ’’ programı akabinde yazma gereği duydum. Yıllardır süregelen toplumsal, ekonomik, siyasal ve bir çok alandaki sorunlarımızın kaynağı olarak gördüğümüz eğitim sorununun tartışılacağı bir program olarak düşünerek, bir başınalığımla çayımı demleyip elimde sigaram başladım programı takip etmeye. Eminim ki siyasi, STK, eğitimci farklı platformlardan farklı düşüncelerle somut ülkemize dair güzellikler çıkabilecekti. Programın format dışı kapatılıp sona erdirildiği anda zihnimden geçenler ve bir çok soru işareti. Bu böyle olmamalıydı, yavaş yavaş bir kristal gibi dağlıyorduk oraya buraya. Çözmeye çalışırken demokrasi bireysel haklar eğitim bireye dair ne varsa birer birer tükeniyordu.
Programda yaşanan laçkalıkları bir bir burada anlatmamın ve o sahnenin tekrarlanmasının hiçbir anlamı yok; bu yüzden bunara deyinmeyeceğim. Öncelikle toplum olarak bir soruna çözüm üretebilmemiz için tüm duruluğumuzu, sağduyumuzu ne kadar kaybettiğimizi bu programda bir kez daha teyit ettim. Ne olursa olsun kendi ideolojisi ve düşüncesi dışında olmayan insanlara karşı bu tahammülsüzlüğümüz ve bunun densizlik boyutunda oluşu bir eğitim camiası bireylerine hiç yakışmıyordu. Öyle ki zaman geçtikçe pespembe maskelerimizin arkasındaki yedi başlı ejderler yavaş yavaş kendini göstermeye başlamıştı. Sürekli demokrasiden dem vuruyorken ne derece antidemokratik zihniyetlere sahip olduğumuz bir bir ortaya çıktı. Siyasetçiler benim partim, sendikacılar benim sendikam ve onları umarsızca ve bir çocuk saflığında destekleyen öğretmen camiası.
Öncelikle –kimse üzerine alınmasın- ne derece niteliksiz bir camia olduğumuzu bir kez daha tüm kamuoyu önünde gösterdik. Hatta o kadar ileri gitti ki; eminim program yapımcısı Abbas GÜÇLÜ, ‘’sizden adam olmaz bütün bunları hak ediyorsunuz’’ deme noktasına geldi. Ve o anda düşündüm ki sorun ne siyaset sorunu ne sendika sorunu. Sorunun kendisi bizleriz hem de; tam ortası. Acaba orda farklı bir meslek mensupları olsaydı değişir miydi bir şeyler? Biraz şekli farklı olsa da çok fazla değişmezdi. Millet olarak değiştirilmiştik, dejenere olmuştuk, bilinçli bilinçsiz. Oysa tarih kitaplarında; Türk milleti şöyledir, böyledir hepsi kuru birer lakırdı.
Siz ne düşünürsünüz bilmem ama, ben şunu gördüm programdan sonra. Yıllardır kör siyasetlerle ideolojilerle biz bu hallere geldik. Siyasete sığındık bu hale geldik. Artık ‘’Sivil İtaatsizliğin’’ zamanı çoktan geldi. Siyaseti bir kenara bırakmanın, ideolojilerin arkasında sığınmanın zamanı çoktan geçti. Çünkü yıllardır bilinçli bir şekilde bizi bu hale getirdiler. Artık sağ, sol, muhafazakar, cemaatçi şuncu buncu yum diye kendini nitelendirenler biz öğretmenlere ve bu ülkeye en büyük zararı veriyorlar.
Çok fazla uzatmak istemiyorum, son olarak özellikle üzerinde durmak istediğim nokta: artık bırakın o sendika bu sendika; o parti bu parti kendiniz olun. Sizler bunlara sığındıkça, bu sistemin güçlenmesine destek verdikçe bizim hiçbir sorunumuz çözülemez. Hiçbir sendika, ideolojik görüş benden tek benden değerli olamaz.
Share this Post[?]No tags for this post.
Categories:
Kpss.Name Tags:
Polis’e Çipli Kimlik Kartı
POLİSE YENİ KİMLİK KARTI
Kimliklere yerleştirilen mikroçiplerde emniyet mensubunun göreviyle ilgili bilgileri ve parmak izleri bulunacak. Kimliğin sahtesinin yapılması mümkün olmayacak.
2009′un Mart ayında İçişleri Bakanlığı’nca alınan bir kararla 200 bin polis memurunun kimliklerinin yenilenmesi kararlaştırıldı. Bu bağlamda il emniyet müdürlüklerinde çalışma başlatıldı. Olay yeri inceleme şube müdürlüklerinde polislerin 10 parmak izleri alındı. Ayrıca sivil polisler de dahil bıyık ve sakalsız fotoğrafları yeniden çekildi. Bu işlem ülke genelinde 4 aya yakın bir sürede tamamlandı. Emniyet kaynaklarından edinilen bilgilere göre yeni kimlik kartları teknolojik donanımı barındırıyor. Kartlar özel plastik kaplamadan oluşuyor. Mikroçip, görünmeyecek şekilde kartın içine yerleştirilecek. Mikroçiplerde kart sahibi polis memurunun, parmak izi, kimlik bilgileri, görev yeri, sicili, kan grubu, görev yaptığı yerler gibi bilgiler bulunacak.
Yeni kimliklerin sahtesinin yapılması mümkün olmayacak. Fotoğraf özel olarak yerleştirilecek ve özel bir soğuk damgaya sahip olacak. Yeni kimlikler kamuoyuyla da paylaşılarak vatandaşın bilgilendirilmesi sağlanarak kandırılmaların önüne geçilecek. Öte yandan polislerin parmak izleri Otomatik Parmak İzi Sistemi’ne de (AFPS) aktarıldı. Ayrıca parmak izleri ve fotoğraflar polisin iletişim ağı POL-NET’e de yüklendi.
Categories:
Kpss.Name Tags:
Öğretmenler KPSS’ye isyan etti!
MEF Okulları’ndan canlı yayınla ekrana gelen programda millevekileri, öğretmenler, sendika temsilcileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarından temsilciler konuk oldu
Share this Post[?]No tags for this post.
Categories:
Kpss.Name Tags:
Genç Bakış, Nerde Yanlış Yaptı?
Salondan bir yorum
Ön üç sıra AYÖP (Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu) için, sonraki iki sıra Eğitim Bir Sen üyelerine, sonraki iki sıra Türk Eğitim Sen’e, daha sonraki iki sıra Eğitim Sen üyelerine ve sonrası şeklinde bir sıralama yapılmıştı. Salona girildiği anda Eğitim Bir Sen ile Türk Eğitim Sen’in yerleri değiştirilmişti. Salon görevlilerine niçin böyle bir tasarrufta bulundukları soruldu. Beş dakika önce farklı olan durum niçin beş dakika sonra değişmişti bu sorunun mantıklı cevabı yoktu ve Eğitim Bir Sen üyeleri haklı olarak tepki gösterip son değişikliği dikkate almayarak yerlerine oturdular. Kimin nerede oturduğunun bir önemi yoktu. Fakat ani değişiklik kasıt gibi algılandı. Asıl olan programın eğitimin sorunlarına parmak basması ve çözüm için kapı aralamaya vesile olmasıydı. Gerisi teferruattı.
Program öncesi Sayın Güçlü, usul ve yordam konusunda kısa açıklamalar yaptı. Yeni dekor yeni konsept ilk programa yansısın diye küçük fragman çekimi yapıldı. Ve ekranları başında olanlar yeni cıngıl ile heyecanlandılar.
Program normal başladı. AYOP adına katılan gençler atanamamanın hem eğitim sistemine hem de kendilerine maliyeti konusunda güzel tespitlerde bulundular ve haklı olarak ücretli öğretmenlik dahil sözleşmeli ve vekil öğretmenliğe tepkilerini dile getirdiler. Bu tespitlerine haklı olarak salonun tamamından alkış desteği aldılar. Ateş düştüğü yeri yakıyordu ve Ataması Yapılmayan Öğretmen Platformu üyeleri dolu olmalarından dolayı bir birlerini tekrar etmiş olsalar bile anlayışla karşılandı. Babasının kamyoncu olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan öğretmen adayının sıkıntısını anlatırken kulaklarına kadar terlemesi, samimiyeti, sıkıntısını içtenlikle aktarması kuşkusuz en önemli olanıydı. “Üç defadır KPSS’den 78 alıyorum atanamıyorum. Ailem herkes atanıyor da sen niye atanamıyorsun diye beni suçlu görüyor” tespiti hayatın gerçeklerini bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyordu. Platform adına konuklar arasında bulunan temsilci platformun oluşma öyküsüyle birlikte ortak duygularını dile getirdi. Atanamayan branşlarla ilgili niçin atanamıyorlar sorusunu gündeme getirdi. Eğitim İş Başkanı Yüksel Adıbelli’nin İlahiyatçı olsaydınız, İHL mezunu olsaydınız atanırdınız çıkıntısı salonda tepkilere neden oldu. Adıbelli klasik 80 öncesi jargon ile olaylara yaklaşarak mevcut iktidara verip veriştirirken Eski Milli Eğitim Bakanı Halil İbrahim Çelik diye cümle kurması kahkahaları beraberinde getirdi. Din Kültürü branşı ile ilgili takıntıya Eğitim Bir Sen ve Türk Eğitim Sen sıraları başta olmak üzere çeşitli noktalardan yoğun tepki geldi.
CHP Milletvekili Muharrem İnce’nin de Eğitim İş Başkanı gibi cümleler kurması ve Din Kültürü Branşı öğretmenleri üzerinden açıklamalar yapması haklı olarak tepkilerin yükselmesine neden oldu. Eğitim Bir Sen sıralarından yoğun bir şekilde söz almak için eller havaya kalktı ve kurulan cümlelerin çarpıtma olduğu ve rahatsızlık verdiği izleyicilere yansıdı. Türk Eğitim Sen Başkanı İsmail Koncuk’un sendika olarak eğitim sorunlarına yaklaşımlarını ifade eden cümlelerin sonundan CHP Milletvekiline yönelik kamuoyunda Din Kültürü Öğretmenlerine bakışı değiştirecek sözlerden kaçınmak lazım türünden söyledikleri salonda müthiş alkış aldı. Milletvekili belikli karizmayı çizdirmişti ve programın fitilini farkında olarak ya da olmayarak ateşlemişti. İsmail Koncuk Türk Eğitim Sen Genel Başkanı idi ve Milletvekili ile Eğitim İş Başkanı’nın çarpıtmalarına cevap niteliğindeki sözleri en çok Eğitim Bir Sen üyeleri tarafından alkışlandı. Anlaşılan taassup yoktu ve doğru nerden gelirse gelsin doğruydu.
Salondaki izleyicilere söz hakkı veriliyor ve salonun genel havası ekrana yansıtılmaya çalışılıyordu. Fakat bütün özellikle söz verilenler aşağı yukarı aynı konuları konuşuyor ve ortak düşmana (!) yükleniyorlardı. Aynı sorunları ideolojik jargonun dışına çıkarak farklı cümlelerle ifade etmek mümkündü. Ama söz alanlar aynı şekilde ifade etmeyi seçiyordu. Bu bir tesadüf olsa gerekti. (!)
Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, güzel şeyler ifade etti. Atanamayan öğretmenleri branş itibariyle birbirine tokuşturmanın yanlış olduğunu, atanamayan 250 bin adayın birbirinin kardeşi olduğunu söyledi ve Din Kültürü branşında 97 ile 2003 arası hiç atama yapılmayarak branşta oluşan ihtiyacın bir kısmının 2003’ten sonra alınmasının çarpıtılarak sunulmasının yanlışlığına işaret etti. Başka branşlarda alınanlarla birlikte okunmayıp rakamların zoomlanmasının yanlışlığına değindi. Eğitimin her kademesinin sınav endeksli olmasından, fen edebiyat mezunlarına, kantinlerden hizmetli ihtiyacına kadar bir yığın konuya işaret etti. Fakat 82 Anayasasının eğitimde fırsat eşitliğini kaldırdığına ve eğitim hakkını yurt dışında aramaya çalışan bir kitleden söz etti. Başörtüsü sorununun vesayetçi Anayasadan kaynaklandığını demokratikleşmenin Anayasa’dan başlaması gerektiğini söyledi ve tabii ki Abbas Güçlü’nün siyasete girmeyelim çıkışı ile karşılaştı. Söz hakkı alanların siyasete değinmeden cümle kurmaları mümkün değildi. Çünkü siyasetle bağlantılı konulardı. Söz hakkı alanların çoğu da zorunlu olarak siyasete gönderme yapmak zorunda kalıyordu. Bunda da bir yanlışlık yoktu aslında. Fakat Eğitim Bir Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun mikrofonundaki ses kesildi ve Gündoğdu’da söz hakkının izleyicilere verilmesi üzerine konuşmasını bırakmak zorunda kaldı.
Üniversitelerde yaşanan kılık kıyafet sorunu ile ilgili sözler sadece Eğitim Bir Sen üyeleri tarafından destek alkışı alırken, Abbas Güçlü’nün Başörtüsü Çankaya’ya çıktı hala başörtüsü sorunundan bahsediyorsunuz türünden sözleri Türk Eğitim Sen üyeleri tarafından hararetle alkışlanıyordu. Kimin neyi alkışlayacağına karar vermek kimsenin hakkı değildi ve çoğunluğu Türk Eğitim Sen’in İstanbul Şube ve yöneticilerinden oluşan üyeleri özgürce alkışlıyorlardı…
Program 3 saati devirmişti ve son çeyreğe girilmişti. Fakat normal olmayan bir şey vardı! Salonda ön taraf ve arka tarafa yoğunluklu olarak söz hakkı verilirken özellikle Eğitim Bir Sen üyelerinin oturtulduğu kısımlar es geçiliyor ve gelen mikrofonlar geri alınıyor ve söz hakkı hiç ama hiç Eğitim Bir Sen üyelerine verilmiyordu. Eğitim Bir Sen üyeleri itiraz etmek istediklerini veya tespitte bulunmak istediklerini; ellerini ısrarla kaldırmalarından ve bazen ayağa kalkmalarından dolayı belirgin bir şekilde hissettiriyorlardı. Fakat hiç ama hiç söz hakkı verilmiyordu. Salonda dört mikrofon vardı ve yanlışlıkla Eğitim Bir Sen sıralarına gelen mikrofonlar sesi kapalı olduğu için salon görevlileri tarafından geri alınmıştı. Söz hakkı ilerleyen saatlerde gelir diye beklerken homurtular yükselmeye başlamış ve Eğitim Bir Sen üyeleri birbirlerine dönerek bu işte bir kasıt var şeklinde homurtuyu yükseltecek ve tepkiselliğe dönüştürecek viraja doğru ilerliyorlardı. Eğitim Bir Sen üyelerine söz hakkı verilmemesi Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’yu da rahatsız etmişti. Jest ve mimikleri bunu rahatlıkla ortaya koyuyordu. Tepki ortaya konduğunda Gündoğdu’nun “ya Abbas Bey, bir tane üyemize dahi söz hakkı vermediniz, hep pas geçiyorsunuz” itirazı haklıydı.
Ekranları başında izleyenlerden durumu fark edenler salonda bulunan Eğitim Bir Sen İstanbul Şubeleri üyelerinden tanıdıklarının ceplerini çaldırıyor ve SMS ile kralın çıplak olduğunu söylüyorlardı. Ak Parti Milletvekili Yüksel Özden’in çoğunlukla konuşamadığı söz hakkından sonra izleyiciler arasında söz hakkının yine Eğitim Bir Sen üyelerine verilmemesi bardağı taşırmış ve objektif davranılmadığı yolundaki homurtuları tepkiselliğe dökmüştü.
Abbas güçlü kontrolü kaybetmiş ve programı bitmek üzereyken kesmek zorunda kalmıştı. Kayıttan çıkıldığında Sayın Abbas Güçlü’nün “Ya ben nereden bileyim orada Eğitim Bir Sen üyeleri olduğunu. (Memur Sen İstanbul İl Başkanı Ahmet Yurtman’a) Hoca elini vicdanına koy gerçekten kasıt olduğunu mu düşünüyorsun” sözü eve gittiğimde oğlum tarafından kayda alınan görüntüleri yeniden izlememe neden oldu. Kral çıplaktı ve salonda kimin nereye oturtulduğu alkışlardan ve izleyici hareketlerinden çok net bir şekilde belli oluyordu. Salonda acaba bize söz hakkı verilmediği ekran başında belli oluyor mudur diye dolaşan homurtular konusunda acaba denmeyecek kadar netlik söz konusuydu. Abbas Güçlü bunu kasıtlımı yaptı yoksa farkında olmadan mı böyle oldu onu bizin anlamamız mümkün değil. Kalbini yarıp ta bakmadığımıza göre sözlerini muhatap almak zorundayız.
İzleyiciler arasında ayrım yapılacaksa bile bunu hissettirmemenin yolu izleyicileri karışık oturtmaktı. O zaman “ben nereden bileyim kimin hangi sendikaya üye olduğunu” sözü masumluğunu korurdu. Eğitim yılının başlangıcında eğitimin bütün paydaşlarının aynı platformda bir araya getirilmesi güzel olandı. Keşke programın fragman çekimlerindeki çok seslilik program esnasında da sürdürülebilseydi. Program sonrası gündeme pompalanan “sendikaların ve siyasetin kavgasından eğitimi ve atanamayan öğretmenlerin sorununu tartışamadılar saptaması bir çarpıtmadır.”
Herkesin aynı şeyi söylediği yerde bir sorun vardır. “Fikirlerin çatışmasından hakikatin şimşeği doğar” diyen düşünür aslında demokrasi kültürünün olması gerektiğini işaret ediyor. Demokrasi eşitlik ile mümkün olur. Eşitlik hayatın her alanında olmalı.
Programcılar çoğunlukla stüdyodaki izleyicileri aynı yerden almayı tercih ederler. Çünkü bu, hakim görüşün düşüncesini toplumun bütün görüşü gibi sunmayı sağlar hem de kontrolü kolaylaştırıyor. Genel geçer uygulama budur. Çünkü televizyonun dönüştürücülüğü başka nasıl mümkün olur? Onun için program idare etmekte maharet gerektirmez..!
Programcılar, aynı görüşlerin söz hakkı almasını istiyorsa; ya izleyicileri aynı yerden alma alışkanlığını devam ettirecek ya da “çobanın oyu ile benim oyum bir mi?” gibi eşitlikte yeni açılımlar getirecek entelektüel seviyesi yüksek “Hadi Gel Bizimle Ol” programları yapacaklar. O zaman gündüz kuşağında daha çok yer bulurlar hem de niçin bu program gecenin köründe yayınlanıyor yakınmasından da kurtulmuş olurlar!
25.09.2009
Ali YALÇIN
EĞİTİM-BİR-SEN İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı
egitimbirsen4@mynet.com
Share this Post[?]No tags for this post.
Categories:
Kpss.Name Tags:
Şanslı memura yüzde 20 zam
Memur maaşlarına 2010 yılı için yüzde 20 zam yapıldı. Ancak 2 milyon 300 bin memurun tamamına değil. 17 bin şanslı memurun maaşına yüzde 20’ye varan oranlarda zam geldi. Yeni zamla memurların cebine 50 ila 1200 lira arasında ilave para girecek
Share this Post[?]No tags for this post.
Categories:
Kpss.Name Tags:
2009-2 okul öncesi sözleşmeli görevlendirme sonuçları
OKUL ÖNCESİ SONUÇLARI
2009-2 Okul Öncesi Branşı Sözleşmeli Öğretmen Görevlendirme Sonuçları açıklandı.
Minumum puanları içeren sonuçların daha sonra yayınlanacağı duyuruldu.
Share this Post[?]No tags for this post.
Categories:
Kpss.Name Tags:
MEB’den Yönetici Atama
SINAV NETLEŞTİ
BASIN AÇIKLAMASI
Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarına yönetici olarak atanacakların belirlenmesi için Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Müdür Yardımcılığı için 31 Ekim 2009, Müdürlük için 01 Kasım 2009 tarihlerinde Seçme Sınavı yapılacaktır.
Sınavla ilgili bilgilendirme amaçlı hazırlanan Sınav Kılavuzu http://www.meb.gov.tr internet adresinde 28/Eylül/2009 günü yayımlanacaktır.
Adaylar, başvurularını 05-09 Ekim 2009 tarihleri arasında http://www.meb.gov.tr internet ortamında yapabileceklerdir.
Müdür ve Müdür Yardımcılığı Seçme Sınavı’nın her ikisine de katılmak isteyen adaylar Yönetmeliğin ilgili hükümlerini taşımaları halinde başvuruda bulunabileceklerdir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
memurlar.biz
Share this Post[?]No tags for this post.
Categories:
Kpss.Name Tags:
Okul Öncesi Öğretmenleri Mağdur EdiliyorMilli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Öğretmen Adaylarını Mağdur Etmeye Devam Ediyor
KANAYAN YARA
Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Öğretmen Adaylarını Mağdur Etmeye Devam Ediyor
Share this Post[?]No tags for this post.
Categories:
Kpss.Name Tags:
POMEM 2009 yılı sınav yeri ve tarihi
Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Daire Başkanlığı POMEM 2009 yılı sınav yeri ve tarihini açıkladı
POMEM Sınav Yeri
Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Daire Başkanlığı POMEM 2009 yılı sınav yeri ve tarihini açıkladı.
Sınav yeri ve tarihi için tıklayınız
Share this Post[?] Tags: POMEM 2009 yılı sınav yeri ve tarihi
Categories:
Kpss.Name Tags:
POMEM 2009 yılı sınav yeri ve tarihi












